Üretimde aramalı ve hammadde girdi oranı yüksektir. Bazı sektörlerde yüzde elliyi geçiyor. Kur artışı ithalatın finansman maliyetlerini artırdı. Aynı zamanda Türkiye de risklerin artması , dış borçlanma maliyetlerini artırdı. 12 Nisan Cuma günü Türkiye'nin beş yıllık tahvillerinde risk primini gösteren CDS oranı 449.75 baz puana çıktı. Bu demektir ki Türkiye daha yüksek faizle dış borç alıyor. Kaldı ki hem uluslar arası sermaye hareketlerinin yavaşlaması , hem de ülke riskinin artması nedeniyle , özel sektör ithal girdiyi finanse etmek için yeni dış borç bulamıyor. Bu nedenle de ithal girdi girişi yavaşladı ve üretimde gerileme oldu.

Bu tabloyu düzeltmek sürdürülebilir büyüme politikaları ile olur.

Ekonominin canlanması için kısa dönemde, bütçe harcamalarını etkin kullanmak, kamu altyapı yatırım harcamalarını artırmak, İşletme kredisi reel faizlerini düşürmek ve parasal yatırım teşviklerini artırmak gerekir.

Orta dönemde döviz kuru sistemini değiştirmek ve dolarizasyondan kurtulmak gerekir. Ayrıca Hukuki altyapıyı güçlendirmek zorundayız.

Uzun dönemde ise, her gün tartıştığımız yapısal önlemleri bir planlama içinde gerçekleştirmemiz gerekiyor.

Belki hepsinden daha önemlisi olarak, Suriyelileri göndermek işsizliği  çözmenin olmazsa olmaz şarttır. Suriyeliler hem kayıt dışı çalışıyor, hem de sosyal bir sorun olarak yatırımlar için güven ortamını zedeliyor. Suriyelilerin sorunu  sığınma sorunu değildir. Türkmenler ve Kürtler DAİŞ' e karşı savaşırken, Arap gençlerine sığınmacı demek şartları zorlamaktır.

Suriyelilerle ilgili Türkiye için söylenecek Gaziantepli divan şairi Ali Rıza Erhan'ın bir sözü var;

Kendisi muhtacı himmet bir dede

Nerde kaldı ki gayrıya himmet ede...