Yazdır
Gösterim: 4090

MÜNAFIKLARA UYARILAR

 

İşte bunlar, doğru yol karşılığında sapıklığı satın alan kimselerdir. Onların bu ticaretleri kâr etmedi ve onlar kılavuzlandıkları doğru yolu bulan kimseler olmadılar.

Onların durumu, bir ateş yakmak isteyip de ateşi yakıp çevresi aydınlanınca kör oluveren kimse gibidir. Çevresi aydınlık ama o kişi, ondan yararlanamıyor. İşte bu ikiyüzlüler de bu adam gibidir. —Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler! Artık onlar dönmezler.-

Yahut onlar, durumu; içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek olan, gökten boşanan bir yağmur içinde ölüm korkusuyla yıldırımlardan parmaklarını kulaklarına tıkayan kimse gibidir. Ki sürekli korku, kuşku, huzursuzluk içindedir. –Oysa Allah, Kendisinin ilâhlığını, rabliğini örtenleri çepeçevre kuşatandır.–

O şimşek nerdeyse gözlerini kapıverecek. Şimşek önlerini aydınlattı mı aydınlığın içinde yürürler, karanlık üzerlerine çöktü mü de dikilip kalırlar. Allah dilemiş olsaydı işitmelerini de, görmelerini de giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye en çok güç yetirendir.

Eğer Allah seni onlardan bir taifenin yanına döndürür de onlar çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: “Artık siz hiçbir zaman benimle beraber asla çıkmayacaksınız. Ve hiçbir zaman benimle birlikte düşmanla savaşmayacaksınız. Şüphesiz siz ilkinde oturup kalmaktan hoşlanıyordunuz. Artık geride kalanlarla beraber oturup kalın!”

Ve onlardan ölen biri için destek olma, onun kabrinin üzerine dikilme. Şüphesiz onlar, Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini örten, O’nun elçisinin gerçek elçi olduğunu örtenlerdir. Ve onlar, hak yoldan çıkmış olarak ölmüşlerdir.

Onların malları ve evlatları da seni imrendirmesin. Allah, ancak onları dünyada bunlarla cezalandırmayı ve onlar Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini örten biri iken canlarının güçlükle çıkmasını istiyor.

Ve “Allah’a iman edin ve elçisi ile birlikte cihat edin” diye bir sure indirildiği zaman, onlardan güç [mal, mülk, evlat] sahibi olanlar senden izin istediler ve “Bırak bizi oturanlarla beraber olalım” dediler. Geri kalanlarla birlikte olmayı seçtiler. Onların kalpleri de damgalandı/ mühürlendi. Artık onlar iyice kavrayıp anlamazlar.

Onlara, “Siz de tıpkı kendinizden önceki, sizden daha güçlü-kuvvetli, mal ve evlatça sizden daha varlıklı ve de paylarına düşen kadar yararlanan kimseler gibisiniz. İşte siz de, sizden öncekiler paylarına düşen kadarıyla nasıl yararlanmak istedilerse siz de onlar gibi payınıza düşen kadarıyla yararlanmak istediniz. Siz de dalanlar gibi daldınız. İşte bunların, dünyada ve ahrette amelleri boşa gitti ve işte bunlar kayba/zarara uğrayıp acı çeken kimselerin ta kendileridir.” denilecektir.

MÜŞRİKLERE UYARILAR

-  Onlar, yakında azabı gördükleri zaman, kimin yolca daha sapık olduğunu bilecekler!-

Ancak Allah’ın arıtılmış kulları Allah’ı böyle ortak kabulü ile nitelemezler.–

Allah, onların nitelediği şeylerden arınıktır.

Ancak Allah’ın arıtılmış kulları Allah’ı böyle ortak kabulü ile nitelemezler.–

O gün Allah putlar ile puta tapanları bir araya getirip yüzleştirecek:

Allah:

- “Siz mi saptırdınız şu kullarımı, yoksa kendileri mi o yolu kaybettiler?”.

O sahte ilâhlar:

Tüm noksanlıklardan arındırırız Seni. Senin astlarından yardım eden, yol, gösteren ve koruyan yakınlar edinmek bize yaraşmaz. Ama Sen onları ve atalarına öylesine nimetler verdin ki, öğüdü/ kitabı, terk ettiler ve değişime/ yıkıma, uğramaya giden bir topluluk oldular.”

Böylece putlar, kendilerine bilinçsizce tapanları yalanlayacaklar. Geri dönüş de yok artık.  Kim şirk koşarak yanlış iş yaparsa, Allah ona büyük bir azabı tattıracak.

Ve o gün, şirk koşmak suretiyle yanlış yapan o kimse ellerini ısırarak; “Eyvah, keşke elçi ile beraber bir yol tutsaydım! Eyvah, keşke falancayı iz bırakan bir önder edinmeseydim. Hiç şüphesiz bana geldikten sonra, beni öğütten/ kitaptan o saptırdı. Ve şeytan insan için bir rezil edenmiş!” diyecek.

Allah’ın azabı kendilerine ansızın veya açıkça gelirse, şirk koşarak yanlış davrananların toplumundan başkası mı değişime/yıkıma uğratılmış olur!

İNKARCILARA UYARILAR

Ve onlar, üstlerindeki sıra sıra sıralanmış ve dürülmüş uçan şeylere göz atmıyorlar mı? Onları Rahmân’dan [yarattığı bütün canlılara dünyada çokça merhamet eden Allah'tan] başkası tutmuyor. Şüphesiz O, her şeyi en iyi görendir.

Rahmân’ın yarattığı bütün canlılara, dünyada çokça merhamet eden Allah’ın astlarından size yardım edecek şu askerleriniz kimlerdir? Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini örtenler, sadece bir aldanış içerisindedirler.

Veya Allah, rızkını kesiverse, size rızık verecek o kimse kimdir? Aslında onlar azgınlık ve nefrette direnip durmaktadırlar.

Şimdi yüz üstü kapanarak yürüyen mi daha doğru gider, yoksa dosdoğru yolda dümdüz yürüyen mi?

Onu yakalayın sonra da bağlayın. Sonra cehenneme yaslayın onu. Sonra da onu yetmiş arşın zincir içerisinde cehenneme sokun! Şüphesiz o, çok büyük Allah’a inanmıyordu. Miskinin yiyeceği üzerine teşvik de etmiyordu. Bu sebeple bugün burada onun için hiçbir samimi dost yoktur. Sadece hata edenlerin yiyeceği olan bir irinden başka yiyecek de yok.– buyurarak rezil edecektir.

Ey insanlar! Eğer öldükten sonra dirilmekten kuşkuda iseniz, bilin ki ne olduğunuzu size ortaya koymak için, şüphesiz Biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra bir embriyondan, sonra yapısı belli belirsiz bir et parçasından yaratmışızdır. Ve Biz, dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir çocuk olarak, sonra da olgunluk çağına erişmeniz için çıkartırız. Bununla beraber kiminiz öldürülür. Kiminiz de önceki bilgisinden sonra, hiçbir şey bilmemek üzere, ömrünün en rezil zamanına ulaştırılır. Bir de yeryüzünü görürsün ki sönmüştür; sonra Biz onun üzerine su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır ve her güzel çiftten bitkiler bitirir.

İşte bu, şüphesiz ki Allah’ın hak olması, şüphesiz sadece O’nun, ölüleri diriltmesi ve şüphesiz sadece O’nun her şeye en iyi güç yetiren olması nedeniyledir.

Kıyamet gelicektir. Kesinlikle onda şüphe yoktur. Ve şüphesiz ki Allah, kabirlerde olan kimseleri diriltecektir.

Ey Kitap Ehli! Bizim, sadece Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilene inanmamız ve şüphesiz sizin çoğunuzun hak yoldan çıkmış kimse olması yüzünden mi bizden hoşlanmıyorsunuz?”

 “Allah katında cezaya çarptırılma bakımından bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah, kimleri dışlamış ve gazabına uğratmışsa; kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana tapanlar yapmışsa, işte bunlar, mekânca kötüdür ve yolun doğrusundan daha çok kaybolmuşlardır.”