Peygamber ile dini öğrenip yaşadıkları halde..

> İleti:
> s.a.

> sahabe ilk agızdan aynı peygamberden dını öğrendıler.fakat
> kendısının vefatıyla islamın koydugu ilkeler dogrultusunda baskan
> larını(halıfelerı) secımle getırmemısler dır.
> peygamber ile dını öğrenip yaşadıkları halde peygamberin
> ölümünden sonra bu hataya neden düştüler.onlar bıle böyle bır
> hata yaptılarsa bız bu ısın içinden nasıl cıkacagız
> saygılar

Değeli kardeşim Merhaba!

Önce sahabe anlayışımızı değiştireceğiz. Şu anda sahabe deyince, hepsinin samimi müslüman, Allah’ın özel yaratıp biçok üstünlükler verdiği, kendilerinden razı olduğu kusursuz, müstesna kişiler olduğu kabul ediliyor.

Sahabe genel kabül ile “Rasülüllah ile görüşen müslüman” olarak kabul edilir. Bu kabul dış görünüşe göredir. Herkesin kalbindeki imanını Allah bilir.

Hucurat/14-18

14.Bedevi Araplar, “İnandık!” dediler. De ki: “Siz İnanmadınız, ama ‘Eslemna [sağlamlaştırdık/kendimizi sağlama aldık]!’ deyin; iman henüz kalplerinize girmedi. Ve eğer Allah’a ve Elçisi’ne itaat ederseniz, O, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi size eksiltmez.” Gerçekten Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir!

15.Mü’minler ancak, Allah’a ve O’nun Elçisi’ne iman eden sonra da şüpheye düşmeyen ve malları ve canları ile Allah yolunda çaba harcayan kimselerdir. İşte bunlar sadıkların ta kendisidir.

16.De ki: “Siz, dininizi Allah’a mı öğretiyorsunuz? Oysa Allah, göklerde olanları da, yerde olanları da bilir.” Ve Allah, her şeyi çok iyi bilir.

17.Onlar, İslâm’a girdikleri için senden minnet duymanı bekliyorlar. De ki: “İslâm’a girmeniz üzerine benden minnet beklemeyin. Tam tersi, eğer doğru kimseler iseniz, sizi imana erdirdiği için, siz Allah’a minnet duygusu besleyin.”

18.Şüphesiz Allah, göklerin ve yeryüzünün görülmeyenini, duyulmayanını, sezilmeyenini bilir. Ve Allah, yapmış olduğunuz şeyleri çok iyi görendir.

Rasülüllah’ın çevresinde biçok münafık vardı; bunlar hep müslüman görünüşlü kimseler idiler. Biz bunlara da sahabe diyoruz. Adlarını anınca Radıyallahü anh diyoruz.  Bunlar kim bilmiyoruz. Rasülüllah da bilmezdi.

Tevbe/99-102

99.Yine bedevi Araplardan kimi de vardır ki onlar, Allah’a ve âhiret gününe inanır ve harcadığını Allah katında yakınlıklar ve Elçi’nin destekleri sayar. Gözünüzü açın! Şüphesiz bu, onlar için bir yakınlıktır. Allah, onları yakında rahmetine girdirecektir. Şüphesiz Allah, kullarının günahlarını çok örten, onları cezalandırmayan ve bağışı bol olandır, engin merhamet sahibidir.

100.Muhacir ve Ensar’dan ilk önce öne geçenler ve iyileştirme-güzelleştirme ile onları izleyen kimseler; Allah onlardan razı oldu, onlar da O’ndan razı oldular. Ve Allah onlara, içlerinde temelli kalıcılar olarak altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İşte bu, büyük bir kurtuluştur.

101.Ve yanınızda bedevi Araplardan münâfıklar var. Medîne halkından da münâfıklığa iyice alışmış olanlar var. Onları sen bilmezsin. Biz biliriz onları. İki kez azap edeceğiz onlara, sonra da çok büyük bir azaba döndürüleceklerdir.

102.Diğerleri de günahlarını itiraf ettiler. Sâlih bir amelle diğer kötüyü karıştırdılar. Olur ki Allah, onların tevbelerini kabul eder. Şüphesiz Allah, kullarının günahlarını çok örten, onları cezalandırmayan ve bağışı bol olandır, engin merhamet sahibidir.

Herkes gerçekten iman etmezdi. İman etmiş gözüküp çabulculuk peşinde koşanlar da vardı. Bedir öncesi bunlar da kendini göstermişti.

Enfal/ 7-8

7,8.Ve hani Allah, size, iki tâifeden birinin kesinlikle sizin olacağını vaat ediyordu. Siz ise şanı ve şerefi olmayan şeyin/çapulun kendinizin olmasını istiyordunuz. Allah da, kelimeleriyle hakkı yerine oturtmak ve suçluların hoşuna gitmese de gerçeği ortaya çıkarmak ve bâtılı yok etmek için kâfirlerin; Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddedenlerin arkasını kesmek; hak dini geliştirmek istiyordu.

Bir de casusluk ve ileri yatırım için müslüman gözükenler vardı. Şimdiki bazı oluşumlarda çıkarcıların da yer aldığı gibi. Ki bu Taaaa Mekke döneminde oluşmuştu.

 Lokman/32

32.Ve gölgeler gibi bir dalga onları bürüdüğünde, O’nun için dini arındırarak Allah’a yalvarırlar. Ama ne zaman ki karaya çıkararak kurtardı, onlardan bir kısmı orta yolu tutar [iman ile Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetme arasında bir yol tutar, ikili oynar]. Ve bizim âyetlerimizi ancak, tam hain ve tam nankör olan kimseler bile bile inkâr eder.

Fatır/32, 33

32,33.Sonra Biz, Kitab’ı kullarımızdan, süzüp seçtiklerimize miras bıraktık. Şimdi de onlardan bazıları kendilerine haksızlık eden, bazıları orta yolu tutan/ikili oynayan, bazıları da Allah’ın izniyle/ bilgisiyle hayırlarda önde gidenlerdir. İşte bu, büyük armağanın; Adn cennetlerinin ta kendisidir. Onlar oraya gireceklerdir. Orada altın bileziklerle ve incilerle süsleneceklerdir. Oradaki elbiseleri ipektir.34,35Onlar orada, “Tüm övgüler, bizden o üzüntüyü gideren ve bizi armağanlarından, kendisinde bize yorgunluk gelmeyen, kendisinde bizim için usanç olmayan, durulacak bu yurda girdiren Allah’a özgüdür; başkası övülemez. Gerçekten Rabbimiz çok bağışlayıcı ve çok karşılık vericidir” derler.

Bunlar ileriye yatırım yapmak için mü’min gözükürlerdi. Foyaları Rasülüllah’ın irtihalinden sonra ortaya çıktı. Bunlar tarihten öğrenilebilir.

Sahabenin iyiliği ya da kötülüğü bizi ilgilendirmez. Aslında geçmişte yaşamış kimse bizi ilgilendirmez. Bizi Kur’an’daki bize verilen mesajlar ve yükümlüller ilgilendirir. Sonuç da bizi ilgilendirmez. Bize düşen gayret etmektir. Vazifeyi doğru dürüst yaşamaktır. Başarılı oluruz olmayız, başarıyı görürüz görmeyiz bu yönler bizi ilgilendirmiyor.

Bakara 134 ve 141

134.Onlar, gelip geçen bir önderli toplumdur. Onların kazandıkları kendilerinedir, sizin kazandıklarınız da kendinizedir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu olmazsınız.

İşte sahabeyi bu ayetler ışığında ele almamız gerekir. Allah’a emanet olunuz…