Bazı belalarda; bizim şer zannettiğim olaylarda hayır olabilir

 

SORU: Daha 7 yaşındayım evimizden 100 metre ilerideki bakkaldan ekmek almaya gönderildim bir daha eve dönemedim bir amca beni yolda baban seni çağırıyor diye elimde tuttu ve ondan kurtulamadım önce tecavüz etti organlarım yırtıldı sonra beni boğarak öldürdü, beni şefkat merhamet ve sevgi tanrısı Allah niçin yarattı , bir sapık kendini tatmin etti o dünyada cezasını çekiyor ahirette cehenneme gidecek burası tamam. Annem Babam sabredenlerden olursa onlara da mükafat var ben de cennete gideceğim velev ki 7 yaşında hastalıktan ölseydim yine cennete gidecektim o halde küçücük yaşta kızlık organımın yırtılmasına ve yaşadığım korkuya dayanılmaz acıya sevgi rabbi olan Allahım niçin müsaade etti bana musa kıssalarını örnek vermeyin şu duvarın altında kalan genç falan demeyin ben niçin öldürüldüm demiyorum niçin eziyetime müsaade edildi ve zaten 7 yaşında her ne şekilde ölsem de sabi olduğum bir gerçek, hikmetinden sual olmayan rabbim başıma gelenlere niçin engel olamadı ve beni niçin yarattı niçin böyle öldürdü.

CEVAP:

Şüphesiz Allah, Rahman’dır, Rahîm’dir, Raûf’tur. Onun için dünyaya çıkardığı kullarına akıl, iz’an ve vicdan vermiştir. Bunları iyi kullanmayanlar için de kitap göndermiş, elçi-öğretmen görevlendirmiştir. Gönderdiği kitapta tüm insanların reşit olmalarını, kamu idaresince adam kayırmadan bunun sağlanmasını istemiştir.

Gönderdiği kitapta (Nisa/34) toplumun tüm kadınlarının (küçük-büyük, genç- yaşlı, müslüman-müslüman olmayan, akraba- yabancı ayırımı yapılmadan) tecavüz ve taciz risk ihtimali bulunan işlerinin, toplumun erkekleri tarafından yapılmasını emretmiştir.

Ayrıca gönderdiği kitapta (Maide/34) toplumda ortamı bozan kişilerin toplumdan uzaklaştırılmasını, kadın- erkek cinsi sapıkların kontrol altına alınmasını emretmiştir.

Ayrıca ana babalara evlatların emanet olduğu bildirilmiş, onların iyi korunması, nitelikli, kalifiye yetiştirilmesi, mağdur edilmemesi (Tekvir/6) emredilmiştir.

Yukarıda nakledilen olayların baş sorumlusu, anne-babadır. O çocuğun başına gelenlere sabretmeleri karşılığı ödül almayacaklardır. Aksine bunun vebalini üstleneceklerdir.

Allah, sünnetüllah olarak insanların, kötülüklerinin bir başka insanlarla giderilmesini kurala bağlamış ve bunu da bildirmiştir (Hacc/40, Bakara/ 251).

Anlatılan olaya Allah bizatihi müdahale etmez. Allah, toplumların kendi aralarındaki idarelerini kendilerine bırakmıştır. İyi ve kötüyü de göstermiştir. Bu olayın sorumlusu da insanların kendileridir. Bu olayda suç, başta yedi yaşındaki çocuğu sokağa gönderen babanın, abinin, o evde erkek (baba-abi, dayı amca vs) yoksa erkek komşularındır. Hatta bu zinciri kentin vâlisine, ülkenin başbakanına, cumhurbaşkanına kadar uzatabiliriz. Allah’a göre aynen böyledir.

İnsanların aymazlıktan, duyarsızlıktan kurtulması ve duyarlılıklarının artması için onların bazı belalara çarpıtılması, bazı kişilerin, bilgelerin örveriyle kendilerini ortaya koyması veya bu olayın kahramanı gibi bazı deneklerin sergilenmesi gerekir.

Yaşanan bu olay (bir kurgu bile olsa), binlerce aileyi çocukları konusunda daha duyarlı hale getirmiştir. Kamu ve bireyleri de aralarında dolaşan canavarların nasıl yetiştiği, nasıl serbest dolaştığı ve bunların nasıl ortadan kaldırılacaklarına dair fikir ve proje üretmeye yöneltmiştir.

Bazı belalarda; bizim şer zannettiğim olaylarda hayır olabilir (Bakara/216, Nisa/19).

Sakıp Sabancı, oğlu otistik olduğu için otistiklere yardım için yatırımlar yapmış; bu gün için Sabancı’nın kurduğu okul ve iyileştirme merkezlerinde yüzlerce yavrunun rehabilitesi sağlanmaktadır. Sabancı’nın bu işe eğilmesine kendi oğlunun durumu sebep olmuştur. Aksi halde dünyadaki fakir- fukaranın, yoksul ailelerin otistik çocukları umurunda bile olmayacak ve sürünüp duracaklardı.

Cephedeki ölen- öldüren asker, kendisine yazık olduğunu- olacağını değil sayesinde halkının huzurunun sağlanacağını düşünür. Tarihte binlerce bilge insan da bencillik etmeden toplumun geleceğinin aydınlık olması için ölümü, işkenceyi göze alarak öne çıkmıştır.

Bunu şair Nazım Hikmet şöyle özetlemiştir:

ben yanmasam,

sen yanmasan,

biz yanmasak,

nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa..

Bu konuların mağdurları ve denekleri, ödüle layık insanlardır.

                                                                            Hakkı YILMAZ