“HALİS DİN” MANİFESTOSU

 

DİN NEDİR? DİNİN KAYNAĞI NEDİR? NEYE İNANIYORUZ?

 

“Dikkatli olun, “hâlis din” sadece Allah’a aittir.” O’nun astlarından bir takım velîler edinenler: “Onlar [Allah'ın astlarından edindiğimiz velîler] bizi Allah’a daha fazla yaklaştırsın diye biz onlara tapıyoruz”. Şüphesiz kendilerinin ihtilâf edip durdukları şeylerde, onların arasında Allah hüküm verecektir. ”ZUMER 3″

Allah Zumer Suresi 3. ayette açıkça Halis/Arı/Duru dinin Allah’ın olduğunu söylemesine rağmen ademoğlu bütün dinlere yaptığı zulmü en son ve en mükemmel din olan İslama da yapmakta sakınca görmeyip onu bir anonim şirket ortaklığına dönüştürdü..Kuran + sünnet + hadis + mezhep imamları + müctehidler + şeyhler + cemaat liderleri + evliyalar + veliler + hacılar + hocalar + imamlar + kutuplar + seyyidler + gavslar ve benzerleri..

Günümüzde İslam adı altında yaşanan “uydurulmuş din” ile Allah’ın “Kuran’daki indirilmiş dinini” Allah’ın izni ile birbirinden kesin sınırlarla ayırmak üzerimize bir gereklilik/bir borç olmuştur..O nedenle bu yazı kaleme alınmıştır..Ne haddinize diyen varsa, Kuran tüm müminlere bu yetkiyi/hakkı veriyor yeter ki almasını bilelim..

“Halis din” Allah’ın olduğuna göre (Zumer 3) bu dinin hükümlerini de “O” koyar nitekim ayetlerde Allah bunu “TARTIŞMAYA YER BIRAKMAKSIZIN” çok net vurgulamıştır..

“Sizin, O’nun astlarından o taptıklarınız, sizin ve atalarınızın uydurduğu birtakım isimlerden başka bir şey değildir. Ona [bunlara tapmanız konusuna] Allah hiçbir delil indirmiş değildir. HÜKÜM ANCAK Allah’A AİTTİR: O, size, kendisinden başkasına tapmamanızı emretti. İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar. ”YUSUF 39-40″

“HÜKÜM ANCAK Allah’INDIR. Ben sadece ona tevekkül ettim. Artık tevekkül edenler de sadece O’na tevekkül etmelidirler.” ”YUSUF 67″

“Sonra kendi gerçek Mevlâları Allah’a döndürülürler. Dikkatli olun, HÜKÜM ANCAK O’NUNDUR ve O, hesap görenlerin en süratlisidir.” ”ENAM 62″

“Göklerin ve yerin gaybı yalnızca O’nun içindir. O, ne güzel görür, O ne güzel işitir! Onlar için, O’nun astlarından bir velî [yardım eden, yol gösteren, koruyan bir yakın kişi] yoktur. O [Allah], “KENDİ HÜKÜMRANLIĞINA KİMSEYİ ORTAK ETMEZ.” ”KEHF SURESİ 26″

“Yoksa câhiliye hükmünü mü arıyorlar? Kesinlikle bilen bir toplum için, hüküm yönünden Allah’tan daha güzel kim olabilir?” ”MAİDE 50″

“HÜKÜM YALNIZ/ANCAK Allah’INDIR” ayetleri gereğince demek ki Peygamberimiz de dahil olmak üzere kimse hüküm koyamaz..Bu konuda Allah çok titiz davranmış ve can alıcı bir ayetle Peygamberimize müthiş bir vurgu yapmıştır..

“Eğer o [elçi; Muhammed], bazı sözleri Bizim sözlerimiz olarak ortaya sürseydi, kesinlikle ondan sağ elini [tüm gücünü] alırdık. Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.Artık sizden hiç biriniz ona siper de olamazdınız.” ”HAKKA 44-47″

Peygamberimize yapılan bu can alıcı ve çok net uyarıdan sonra bu işin şakasının olmadığını Allah’tan başka kimsenin “Peygamberimiz dahil olmak üzere” din adına hüküm verme yetkisinin olmadığını açıkça gördük..Peygamberimize dahi bu uyarı yapılırken nerde kaldı şeyhler, mezhep imamları, hocaefendiler ve bediüzzamanlar..Şimdi herkes kafasındaki putları bu ayet ışığında sorgulamak mecburiyetindedir..

Peki o zaman biz din adına neyi bilmek zorundayız ve ne’den sorumluyuz?

“Ve şüphesiz o [sana vahyedilen; Kur'an], senin için de kavmin için de gerçekten bir öğüttür/şan şereftir SİZ ONDAN SORGULANACAKSINIZ.” ”ZUHRUF 44″

Bu açık cevabı da aldıktan sonra Peygamberimizi ne kadar üzdüğümüzü anlamak için ve onu takip edelim derken nasıl ahirette ona karşı mahcup olacağımızı onun dilinden “Ahiret Günü Allah’a kendi ümmetinden tek şikayetini dile getirirken” dinleyelim..

“Elçi de: “Ey Rabbim, hiç şüphesiz benim kavmim şu Kur’ân’ı mehcur [terk edilmiş bir şey] edindiler.” dedi. ”FURKAN 30″

Yalan mı?

Değil..Allah bu kitabı “temiz akıl sahipleri” öğüt alıp düşünsünler diye indirdiğini söylüyor..Öğüt ve ibret için kolaylaştırdığını söylüyor..

“(Bu,) temiz akıl sahipleri onun Âyetlerini düşünsünler ve öğüt alsınlar diye sana İNDİRDİĞİMİZ bereketli bir kitaptır.” ”SAD 29″

“Haydi, müjdele, sözü dinleyip de en güzeline uyan kullarımı! İşte onlar, Allah’ın kendilerine hidâyet verdiği kimselerdir. Ve işte onlar kavrama yeteneği [temiz akıl sahibi] olanların ta kendileridir.” ”ZUMER 18″

” And olsun Biz Kur’ân’ı düşünme/öğüt için kolaylaştırdık/hazırladık. O hâlde var mı ibret alıp düşünen?” ”KAMER 17-22-32-40″

Allah Kuran’da 800 den fazla ayette soruyor yok mu ibret alan/yok mu düşünen/yok mu aklını kullanan???

Peki biz ne yapıyoruz o okuyalım/düşünelim/ibret alalım diye indirilen kitabı kaldırıp yukarı koyuyoruz.. Sanki Allah’ım sen bunu bize indirdin ama biz bunu okumayıp yukarı geri gönderiyoruz der gibi..Şaka gibi..Bazende bohçalayıp bohçalayıp duvara asıyoruz..Okumak için alındığındada arapçasından melodili nağmeli allaya pullaya okuyup zerre anlamadan çok matah bi iş yaptığımızı sanıp tekrar aynı yere kaldırıyoruz..

Bu konuları anlamak için “temiz akıl sahipleri” ibaresinin altını çizmek gerekir..önyargıyla yaklaşırsak Kuran’dan dahi birşey öğrenemeyiz..aklın önemini Allah “YUNUS 100″ de çok güzel vurguluyor..O nedenle bu ayet ışığında aklımızı kullanarak sorgulayarak gerçeği bulalım..

“Ve O [Allah] , kirliliği/azabı aklını kullanmayanların üzerine kılar [bırakır]. ”YUNUS 100″

“Haydi, müjdele, sözü dinleyip de en güzeline uyan kullarımı! İşte onlar, Allah’ın kendilerine hidâyet verdiği kimselerdir. Ve işte onlar kavrama yeteneği [temiz akıl sahibi] olanların ta kendileridir.” ”ZUMER 18″

“(Bu,) temiz akıl sahipleri onun Âyetlerini düşünsünler ve öğüt alsınlar diye sana İNDİRDİĞİMİZ bereketli bir kitaptır.” ”SAD 29″

Peki Kuran tek başına yeter mi? Kuran eksik ve anlaşılmaz bir kitap mı?

“Biz Kitapta hiçbir şeyi tefrit yapmadık [noksan, yetersiz bırakmadık]. Sonra onlar Rabblerine toplanacaklardır.” ”ENAM 38″

“Ve O, size Kitab’ı [Kur'ân'ı] ayrıntılı / hakk, bâtıl ayrılmış olarak indirdiği hâlde, Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?” ”ENAM 114″

” İşte bunlar, Bizim sana hakk ile okumakta olduğumuz Allah’ın Âyetleridir. Sana onları hakkıyla okuyoruz. Artık onlar, Allah’tan ve O’nun Âyetlerinden sonra, hangi söze/ hangi olguya inanacaklar? “ ”CASİYE 6″

“Hiç kuşkusuz Biz, size, öğüdünüz/şan şerefiniz içinde olan bir kitap indirdik. Buna rağmen hala akıllanmayacak mısınız?” ”ENBİYA 10″

“Biz bu kitabı da, her şeyi açıklayan ve Müslümanlara bir kılavuz, bir rahmet ve bir müjde olarak sana indirdik.” ”NAHL 89″

“Kendilerine okunan Kitap’ı şüphesiz Bizim sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.” ”ANKEBUT 51″

“Bu [Kur'ân], uydurulan bir söz değildir. Ancak kendinden evvelkilerin tasdiki, inananlar için her şeyin detaylandırılması, bir yol gösterme ve rahmettir.” ”YUSUF 111″

“O, sadece diri olanları uyarmak ve kâfirlerin üzerine Söz’ün hak olması için bir öğüt ve apaçık bir Kur’ân’dır.” ”YASİN 69″

“Bu, Bizim, insanları Rablerinin izni ile karanlıklardan aydınlığa; Azîz’in, Hamîd’in; göklerde olan şeyler, yeryüzünde olan şeyler Kendisinin olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.” ”İBRAHİM 1″

“Bunlar, salâtı ikame eden, zekâtı veren ve âhirete de kesin olarak inanan kişilerin ta kendileri olan müminler için hidayet rehberi ve müjdeci olmak üzere Kur’ân’ın ve apaçık/ açıklayıcı bir kitabın Âyetleridir.” ”NEML 1″

“Ve andolsun ki Biz size açık açık bildiren âyetler, sizden önce geçen kişilerden örnekler ve muttakiler için öğütler indirdik.” ”NUR 34″

“Biz, bu Kur’ân’da, akıllarını başlarına almaları için türlü şekillerde evirip çevirdik [açıkladık]. Ve bu [açıklamalar] ancak onların nefretini artırmıştır.” ”İSRA 41″

“Hiç kuşkusuz onlara, inananlar için, bir kılavuz ve rahmet olarak, tam bir bilgiyle detaylandırdığımız bir Kitap getirmiştik.” ”ARAF 52″

“[Bu, ] Allah’tan başkasına kulluk etmeyin [sadece Allah'a kulluk edin] diye Âyetleri hikmet içertilmiş/bozulması engellenmiş, bir de Hâkim [hikmetler koyan/ engelleyen], Habîr [her şeyden haberdar olan Allah] tarafından detaylandırılmış bir kitaptır” ”HUD 1″

“Onların sana getirdikleri her bir meselede Biz mutlaka sana hakkı ve en güzel açıklamayı getirmişizdir.” ”FURKAN 33″

“İşte bu, o apaçık / açıklayıcı kitabın Âyetleridir.” ”YUSUF 1″

“Bunlar, Kitab’ın ve apaçık / açıklayıcı bir Kur’ân’ın Âyetleridir.” ”HİCR 1″

“Bunlar, apaçık/ açıklayıcı kitabın Âyetleridir.” ”KASAS 2″

“Ve Rabbinin sözü hem doğrulukça, hem de adaletçe tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirebilecek biri yoktur. O, en iyi işitendir, en iyi bilendir.” ”ENAM 115″

“Ve senin Rabbin unutmuş değildir.” ”MERYEM 64″

“Temiz akıl sahipleri” için bu ayetlerin yeterli olduğunu düşünüyorum.. Daha Kuranın açıklığı ile ilgili yüzlerce ayet var.. Özetlersek Kuran “”Apaçık/öğüt ve ibret içeren/eksiksiz/içinde en güzel açıklama (ahsena tefsir) olan/her şeyi detaylandırılmış/ayrıntılı kılınmış/Allah’ın onu indirmiş olması inananlara yeten/karanlıktan aydınlığa çıkaran/örnekler içeren/doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmış/her şeyi açıklayan/ müslümanlara bir rahmet/bir kılavuz/bir müjde”" dir..

Kuranda herşey varsa bizim nasıl oturacağımız kalkacağımız nasıl su içeceğimiz yemek yiyeceğimiz ne renk giyineceğimiz de var mı?

Evet var..

“Ey iman etmiş kimseler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek olan şeylerden sormayın/istemeyin. Eğer onlardan Kur’ân indirilirken sorarsanız/isterseniz de size açıklanır. Allah, onlardan geçmiştir. Ve Allah, çok bağışlayan ve çok yumuşak davranandır.” ”MAİDE 101″

“Allah onlardan geçmiştir” ibaresine dikkat edin..Merak eden tefsirlerden bakabilir..Allah burada açıklanmayanlar/Kuranda hükme bağlanmayanlar/soramadıklarınız affedilmiştir Allah onları hükme bağlamamıştır/sizi özgür bırakmıştır demektedir..Yani Kuranda değinilmeyen hükme bağlanmayan alanlar dinin karışmadığı alanlardır..

Peki Kuran’da herşey bu kadar açıkken nasıl oluyor da İslam dünyası şirke batmış/bir çoğu fakir/adeta mezhep ayrımcılıklarıyla iç savaş yaşayan/aklı geriye atıp bilim üretmeyen/otomobil bilgisayar cep telefonu uçak icat etmemiş/bırakalım icat etmeyi icat edilmiş matbaayı bile yavur icadı diye memleketine sokmayan ve 300 yıl sonra kabul eden/57 islam ülkesinin toplam üretimi italya kadar olan/bir çoğu da güçlü ülkelerce sömürülüp güdümlenen/ve acınacak halde kalmış bir topluluk haline geldi? İçlerinde bir tane elle tutulur örnek yok..

NEDEN?

Allah aklını kullanmayıp vahye kulak tıkayanları yeryüzünde dolaşan canlıların en kötüsü olarak tanımlıyor..Ve pisliği aklını kullanmayanların üzerine yağdıracağını söylüyor..

“Ey iman etmiş kimseler! Allah’a ve Elçisi’ne itaat edin. İşitip dururken ondan yüz çevirmeyin!”

“İşitmedikleri hâlde “işittik [vahye kulak verdik]” diyenler gibi de olmayın!”

“Şüphesiz yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü, “AKLINI KULLANMAYAN” şu sağırlardır, dilsizlerdir.” ”ENFAL 20-21-22″

“Ve O [Allah] , kirliliği/azabı “AKLINI KULLANMAYANLARIN” üzerine kılar [bırakır]. ”YUNUS 100″

Nitekim şahsi kanaatim o ki islam aleminin üzerine bugün pislik yağmakta aklını kullanmadığı için..oysa Kuran-ı Kerim pozitif bilimle barışıktır hatta bilime kaynaktır.. www.mucizeler.com

Bu tespiti iki örnekle açalım..

1. örnek : Hz. İsanın gelişi milattır..yani miladi “0″..Peygamberimizin görevi alışı 610..arada var 6 yüzyıl..6 yüzyıl içinde Allah’ın hak dini olan Hristiyanlığı insanoğlu bozdu/böldü/parçaladı..hemde ne bozuş..Peygamberlerini İLAHLAŞTIRDILAR..Baba-oğul-kutsal ruh diyerek teslis inancı ile Allah’ın her din ile getirdiği tevhid inancını tahrif edip Allah’a iftira attılar..Kitaplarını bozdular sayıları o kadar çoğaldı ki İznikte toplanıp 4 e indirdiler incili..nitekim Allah islamiyeti gönderdi..Şimdi düşünün lütfen Zebur’u bozan Tevrat’ı bozan İincil’i bozan kimdi? Bizdik..insan..Ademoğlu..sendin, bendim..yine yapardık eminim..Şükürler olsun ki Allah Kuran’ın koruyuculuğunu kendi üzerine aldı..”O” üstlenmese 50 yıl bile sürmezdi onu bozmamız..Nitekim Peygamberimizin ehli beytine bile o kadar yaşama hakkı vermediler..(bkz. Kerbela, Hz. Ali’nin Hasan’ın Hüseyin’in ve Ehlibeytin nesillerce şehid edilişi)

“Hiç kuşkusuz Biz, o Zikr’i Biz indirdik Biz. Ve mutlaka Biz onun için koruyucularız.” ”HİCR 9″

Artık tekrar Peygamber gelmeyecek olmasının da din gelmeyecek olmasının da sebebi çok açık: KURAN BOZULMADIĞI İÇİN Allah’IN ARI/DURU/HALİS DİNİ ORADA KORUNDUĞU İÇİN tekrar din gelmeyecek..Diğer tüm Peygamberler kendi kavimlerine gelmiş olmalarına rağmen (Lut kavmi, Nuh kavmi şeklinde Kuran’da geçer) Peygamberimiz Alemlere rahmet olarak gönderilmiştir..

“Biz seni de ancak, âlemler için bir rahmet olarak/rahmet için gönderdik.” ”ENBİYA 107″

Yani tüm insanlık alemine gönderilmiştir..Bu “Son Peygamber/Hatemin Nebi” olmasının gereğidir..Bu ayeti çarpıtanlar Kainatın Peygamberimizin yüzü suyu hürmetine yaratıldığını söylemekten geri durmamışlardır..Peygamberimize Tapınmanın daha açık bir ifadesi olamazdı sanırım..

“De ki: “Ben sadece sizin gibi bir beşerim. Bana, ‘Sizin ilâhınızın bir tek ilâh olduğu’ vahyediliyor. O nedenle O’na dosdoğru yönelin ve O’ndan bağışlanma dileyin.” Ve şu zekâtı vermeyen ve ahireti inkâr edenlerin ta kendileri olan müşriklerin vay haline!” ”FUSSİLET 6-7″

“De ki: “Ben ancak sizin gibi bir beşerim. Bana ilâhınızın ancak bir ilâh olduğu vahyolunuyor. Onun için her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa sâlih ameli işlesin ve Rabbine kullukta, hiç kimseyi ortak etmesin.” ”KEHF 110″

Kehf Suresi 110. ayette önce Peygamberimizin “bizim gibi” bir beşer olduğu vurgulandıktan sonra ayetin son cümlesinde “Rabbine kavuşmayı umanlar” için “Rabbine kullukta kimseyi ortak etmesin!” ifadesinin geçmesinde “Temiz Akıl Sahipleri” için bir uyarı vardır..”Peygamberinizi İlahlaştırmayın o da sizin gibi bir beşerdir” diyerek Allah Hristiyanların düştüğü hataya bizim de düşeceğimizi bilmiş ve bu konuda bizi uyarmıştır..

Atalarından “Tüm kainatın Peygamberimizin yüzü suyu hürmetine yaratıldığını” öğrenen zihniyet, Peygamberimizin miraca çıkarılıp orada Allah ile PERDESİZ GÖRÜŞTÜRÜLMESİNDEN ve Kuranda açıkça namaz emri ve vakit sayısı belirtilmiş olmasına rağmen (İsra 78-79, Hud 114) bununla yetinmeyip namaz için Rabbimiz ile Peygamberimizin amansız bir pazarlığa tutuşturulmasından herhangi bir gocunma duymaz..

“Ve bir beşer için, bir vahiy ile veya PERDE ARKASINDAN yahut bir Elçi gönderip de izniyle dilediğini vahy etmesi dışında Allah’ın kendisiyle konuşması olmaz. Şüphesiz O, Alî’dir Hakîm’dir.” ”ŞURA 51″

O “çok sahih Hadis Kitaplarında” geçen rivayete göre (Allah kendisi kuluna kaç vakit namaz farz kılacağını bilmiyormuş gibi) önce 50 vakit namaz farz kılıyor Peygamberimizde bu emir ile dönerken Musa Peygamberin uyarısıyla (kendisinin aklı yokmuş gibi) ümmetinin buna dayanamayacağı öğüdünü alıp tekrar Rabbimizin huzuruna çıkıp indirim istiyor..(Hüküm yalnız/ancak Allah’ın değilmiş gibi) Bu böyle 9 sefer sürüp en son 5 e iniyor namaz vakti..Hz. Musa yine indirim iste deyince Peygamberimiz artık utanırım isteyemem diyor!!! (9. SEFERDEN SONRA) İnsafınız kurusun hiç mi utanmanız yok Rabbimiz ile Peygamberimizin amansız bir pazarlığa tutuşturulmasına ses çıkarmıyorsunuz..Allah’a ve Peygamberimize atılmış daha büyük bir iftira olamaz!!! Bunun kaynağı İsrailiyat’tır..Nitekim Peygamberimizin Musa Peygambere danışmasından da bu kendini belli eder..Tıpkı bir yahudi inancı olan “RECM” cezasının da dinimizin bir emri olarak gösterilmesi gibi..Oysa Kuran’da recm yoktur ve zinanın cezası açıkça bellidir (Nur 2).. Bunlar Kurani değil, atalar dininin öğeleridir..

Peki sonuçta ne oldu..Bu rivayet ve beyin yıkama senaryoları ile Bizi Kurandan uzaklaştırdılar..Bize Kuran’ı yukarı kaldırttılar, bohçalayıp bohçalayıp duvara astırdılar yüzyıllardır.. Aman Kuran Meali okuma anlamazsın aman dokunma çarpılırsın yanarsın..Cep kitabı olması gereken Kuran abdestsiz okunmaz/hayızlı kadın dokunamaz gibi fetvalarla okutturulmadı..Bir insan burnuna kadar lağıma batsa GÖZLERİ GÖRDÜĞÜ/AKLI ÇALIŞTIĞI MÜDDETÇE KURAN OKUYABİLİR/OKUMALIDIR DA..Nitekim bunlar yüzünden Kuran hiç anlaşılmak maksadıyla okunmadı, okuyanlarda melodisi için okudular..Oysaki Allah Kuranı yavaş yavaş anlayarak okuyun diyor Kuran’da..

O zaman düşünelim 600 yılda Allah’ın hak dini olan Hristiyanlığı bozan insanoğlu/ademoğlu 1400 yılda İslamiyete neler yapmaz..Nitekim elimizden geleni ardımıza koymadık başta emeviler/abbasiler olmak üzere YAHUDİ DİN ADAMLARININ DA ETKİSİYLE dinimiz sap ile samanın karıştığı tam bir çorbaya döndü..1400 yılda Kuran’dan uzaklaşıp hurafelerle dolu bir dini yaşamaya başladık..Kuran’ı devre dışı bırakıncada yerine cemaatler şeyhler hocaefendiler doldu tabii..nasıl suçlayabiliriz ki..İşte bu durumun açık örneği..”Kuran’ı devre dışı bırakınca” malesef meydan bunlara kaldı..

Bunlar sadece bir kaç basit örnek..Bu ve buna benzer hükümleri/haramları/helalleri araştırdığınızda sayısız Kuran/akıl/mantık dışı saçmalığı açıkça görebilirsiniz..Ve dikkat edin kaynak olarak hep “4 mezhep imamı ne demiş” “ulema ne demiş” “bir rivayete/hadise/sünnete göre” şeklinde izahat verilir ve bir tane dahi ayet veremezler..Bunlar neden oluyor?

Kuran’ı rafa kaldırırısak dini kimden öğreniriz? Din adamlarından/hocalardan/şeyhlerden..Yani VELİ saydığımız insanlardan..Kuranda din adamı diye bi kavram YOKTUR!! Allah KURANDA AÇIKÇA VE DEFALARCA MÜMİNLERİN Allah’TAN BAŞKA YAKINI/VELİSİ YOKTUR, Allah’IN ASTLARINDAN VELİLER EDİNMEYİN DİYOR..

“Şüphesiz, insanların İbrâhîm’e en yakın olanları, elbette o’na uyanlar, bu Peygamber, ve şu iman eden kimselerdir. Allah MÜ’MİNLERİN VELİSİDİR [yakın olanı-yardım edeni-yol göstereni-koruyanıdır].” ”ALİ İMRAN 68″

“Göklerin ve yerin egemenliğinin şüphesiz yalnız Allah’a ait olduğunu ve sizin için Allah’ın astlarından bir velî ve bir yardımcı olmadığını bilmedin mi?” ”BAKARA 107″

“Ve dinlerini oyun ve eğlence edinmiş/oyun ve eğlenceyi kendilerine din edinmiş, dünya hayatı kendilerini aldatmış olan kimseleri bırak ve onunla [Kur'ân ile] hatırlat/öğüt ver: Bir kişi, kendi elinin üretip kazandığıyla helake düşerse, onun için Allah’ın astlarından bir veliy [yakın kimse] ve şefaatçi söz konusu olmaz.” ”ENAM 70″

“Allah, inananların velîsidir [yakın kimsesidir]; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfretmiş kimseler de; onların velîleri tâğûttur ki, kendilerini nûrdan karanlıklara çıkarır. Bunlar, cehennem ashâbıdır. Onlar orada sürekli kalıcıdırlar.” ”BAKARA 257″

“Allah’ın astlarından Veli [koruyucu, yol gösterici] edinenlerin durumu, ev edinen dişi örümceğin durumu gibidir. Şüphesiz evlerin en çürüğü de kesinlikle dişi örümcek evidir. Keşke onlar, bilselerdi.” ”ANKEBUT 41″

“Rabbinizden size indirilene uyun ve O’nun astlarından, velîlere [yol gösteren, yardım eden ve koruyan yakınlara] uymayın. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz /hatırlıyorsunuz!” ”ARAF 3″

“Onlar, Allah’ın astlarından bilginlerini, rahiplerini ve Meryem oğlu Îsâ’yı kendilerine rabbler edindiler. Oysa onlar sadece bir tek olan ilâh’a ibâdet etmekle emrolunmuşlardı. Allah’tan başka ilâh diye bir şey yoktur. O, müşriklerin ortak koştuğu şeylerden de münezzehtir.” ”TEVBE 31″

“Dikkatli olun, hâlis din sadece Allah’a aittir.” O’nun astlarından bir takım velîler edinenler: “Onlar [Allah'ın astlarından edindiğimiz velîler] bizi Allah’a daha fazla yaklaştırsın diye biz onlara tapıyoruz”. Şüphesiz kendilerinin ihtilâf edip durdukları şeylerde, onların arasında Allah hüküm verecektir. ”ZUMER 3″

“Ve hiç kuşkusuz, insanı biz yarattık ve benliğinin ona telkin ettiği şeyi biz biliriz. Biz, ona şah damarından daha yakınız.” ”KAF 16″

Demek ki müminin Allah’tan başka yakını/velisi yok..ve dinimizde Allah ile kul arasında aracı da yok..Allah kuluna şah damarından daha yakın..

“O [Allah], ortak koşanlar hoşlanmasa da, kendisini, din’in; onun [dinin] hepsinin üzerine ortaya koyması için Elçisi’ni hidâyetle ve hakk din ile gönderendir”

“Ey iman etmiş kişiler! Şüphesiz, hahamlardan, rahiplerden bir çoğu kesinlikle insanların mallarını hakksız yere yerler ve Allah yolundan saptırırlar. Ve altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayan kimseler; hemen onlara acıklı bir azabı müjdele!” ”TEVBE 33-34″

“Onlar [Allah'ın astlarından edindiğimiz velîler] bizi Allah’a daha fazla yaklaştırsın diye biz onlara tapıyoruz” cümlesini iyi anlamak lazım burada tapmak illaki putun karşısına geçip eğilip kalkmak değil..Eğer bi insanın sözünü mutlak doğru kabul edip ona uyuluyorsa onun “dediği din/demediği din dışı” kabul ediliyor ve körü körüne bağlanılıyorsa bu da tapmaktır..şirk koşmak Allah’ın ayetlerini 2. sıraya indirmek demektir..1. sırada hadiste olsa sünnetde olsa icma da olsa kıyas da olsa mezhep imamıda olsa bu budur..

Burada ki veli kelimesi çok çok önemli..Kuranda ki orjinal hali “evliya”dır..Kuran apaçık ortada isteyen araştırabilir/bulabilir/bakabilir..velinin çoğulu evliya’dır..Allah sıradan insanlardan değil velilerden korunmamızı istiyor ve Allah’tan başka yardımcı/dost/yol gösterici olmadığını tüm Kuran boyunca defalarca vurguluyor..Tüm Kuran erleri bunu bilir..Ki zaten buna “Tevhid İnancı” denir..

Ama gelin görün ki bizim atalarımız/annelerimiz/teyzelerimiz namazda beş vakit;

“Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım isteriz.” ”FATİHA 5″

deyip gidip Eyüp Sultana çaput bağlarlar..Bu aracı koymaktır, açık şirktir..Mekkeli müşrikler de bunu yaptılar..Allah’a inanıyorlardı ama putları aracı kılıyorlardı..

“Ve sen gerçekten onlara: “O gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sormuş olsan kesinlikle “Allah!” diyeceklerdir. De ki: “Öyleyse gördünüz mü Allah’ın astlarından çağırdıklarınızı! Eğer Allah bana bir zarar vermek istediyse, onlar O’nun zararını giderebilenler midirler? Yahut bana bir rahmet dilediyse, onlar O’nun rahmetini tutanlar mıdırlar? De ki: “Allah, bana yeter. Tevekkül edenler, yalnızca O’na tevekkül ederler.” ”ZUMER 38″

İşte bu namazda dahi ne dediğimizi bilmemenin/Kuran’ın manasından bi haber olmanın doğal sonucudur ve adı en iyimser yaklaşımla cehalettir..Allah Kuranda sarhoşken bile “ne dediğimizi bilinceye kadar” namaza yaklaşmamamızı emretmiştir..Ama biz ayık kafa ile namaza durup 5 vakit bile kılsak en basitinden “Fatiha” nın anlamını bilmeyiz..Burada “temiz akıl sahipleri” için bi sorgulama gerekçesi yok mu?

“Ey iman etmiş kişiler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüb iken de –yolcu olanlar müstesnâ– yıkandırılıncaya kadar, salâta yaklaşmayın.” ”NİSA 43″

2. örnek : Allah aşkına düşünelim..Peygamberimiz tebliğe başladığında mekkeli müşrikler ona ne dediler..Allah yoktur mu dediler? Hayır!! dedikleri şuydu..

“Ve onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun” dendiği vakit, “Aksine biz, atalarımızı neyin üzerinde bulduysak ona uyarız” dediler. Ataları bir şeye akıl erdirmez ve doğru yolu bulmaz idiyseler de mi? ”BAKARA 170″

“Onlar: “Biz atalarımızı bunlara tapanlar olarak bulduk” dediler. ”ENBİYA 53″

“Ve onlara: “Allah’ın indirdiğine tâbi olun!”dendiği zaman: “Aksine, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” dediler. Ya şeytân onları cehennemin azabına çağırıyor idiyse!” ”LOKMAN 21″

Bu ve bunun gibi bir çok ayet var..Demek ki Mekkeli müşrikler atalarının dinine uydukları için Kuran’ı getiren Peygamberimize karşı çıkmışlar.. ŞİMDİ Allah AŞKINA DÜŞÜNELİM!!! SİZ NEYE İNANIYORSUNUZ!!! Ehil bir vicdan şunu samimi olarak söyleyecek ve hatta bağıracaktır ki anamızın/babamızın/dedemizin/ilmihal kitaplarının/hacıların/hocaların/şeyhlerin/mezhep imamlarının vel hasılı kelam “ATALARIMIZIN DİNİNE” uyuyoruz..

Hangimiz dinin tek kaynağı olan Kuran’dan dinimizi öğreniyoruz? O zaman Mekkeli müşriklerden ne farkımız kaldı..?

Şimdi tüm bunlardan sonra ne dediğimi şu ayet ışığında özetlemeye çalışayım..

“EY İMAN ETMİŞ KİŞİLER! Allah’a, Elçisi’ne, Elçisi’ne indirdiği Kitab’a ve daha önce indirdiği kitaba İMAN EDİN. Ve kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve son günü inkâr ederse, kesinlikle o çok uzak bir sapıklığa sapmıştır.” ”NİSA 136″

Dikkat ederseniz ayet “Ey iman edenler” diye başlıyor yani hitap iman sahiplerine ama ayetin devamında Allah’a Elçi’sine Elçi’sine indirdiği Kitab’a ve daha önce indirdiği kitab’a İMAN EDİN vurgusu var..Allah neden iman edenlere iman edin diyor..Bunu anlamak çok önemli..

Ey fotokopi iman edenler, ey babadan oğula miras iman edenler, ey iman nedir bilmeden iman edenler, ey dilde iman edenler, ey sorgulamadan iman edenler!!! bi daha iman edin, gönülden iman edin, öğrenerek/sorgulayarak iman edin..

Tam bu noktada şunu vurgulamak isterim herkes kendine şu soruyu sormalı acaba ben Brezilya’da doğsam Hristiyan, İsrail’de doğsam Yahudi mi olurdum? Çok önemli bir soru..Ben 24 yaşıma değin atalarımın dinine uyduğum için Brezilya’da doğsam 24 yaşına kadar Hristiyan/İsrail’de doğsam 24 yaşıma kadar Yahudi olurdum..

Peki ya siz?

Allah’ın adil olduğundan şüphemiz olmadığına göre sırf müslüman anne babadan doğduğu için fotokopi iman edenler atalarının dinine uymuş ve nisa 136. ayete muhatap kalmış olmuyorlar mı?

Tüm bunlardan sonra Hristiyanların düştüğü hatalardan biri olan mezhepleşmeye/hizipleşmeye/bölünüp parçalanmaya islam aleminin nasıl düştüğüne ve Kuran’ın bu konuda ne dediğine bakmamız gerekir..nasıl Hristiyanlar katolik/protestan/ortodoks diye ayrıldılarsa bizde hanefi şafi maliki hanbeli diye ayrıldık..şii olduk sünni olduk..mahvolduk..onlar BABA-OĞUL-KUTSAL RUH yaptılar biz Allah-PEYGAMBER-MEZHEP İMAMLARI yaptık..Hüküm yalnız/ancak Allah’ındır ve Halis/arı/duru din Allah’ındır ayetlerine karşı geldik..Temiz akıl sahipleri (ki o aslında vicdandır/sağ duyudur) bunu görmezden gelemez..Güneş balçıkla sıvanmaz..

Ve O, size Kitab’ı [Kur'ân'ı] ayrıntılı / hakk, bâtıl ayrılmış olarak indirdiği hâlde, Allah’tan başka bir hakem mi arayayım? ”ENAM 114″

Ayeti ışığında Kuran’ı hakem yaparak mezhep konusuna Kuranın bakışını ortaya koyalım..

“Şüphesiz şu, dinlerini parça parça edip grup grup olanlar; sen hiçbir şeyce onlardan değilsin. Şüphesiz onların işi Allah’adır. Sonra O [Allah], onlara yapmakta oldukları şeyleri haber verecektir.” ”ENAM 159″

“Ve hep birlikte Allah’ın ipine sıkıca sarılın/Allah’ın ipi ile korunun, ayrılmayın ve Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O [Allah], kalpleriniz arasında ülfet oluşturdu. Sonra da siz O’nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de oradan sizi O kurtarmıştı. İşte, Allah, doğru yolu bulasınız diye âyetlerini sizin için böyle ortaya koyar.” ”ALİ İMRAN 103″

“Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanan ve ayrılığa düşen kimseler gibi de olmayın. İşte bunlar, birtakım yüzlerin beyazlaştığı birtakım yüzlerin siyahlaştığı günde büyük bir azap kendileri için olanlardır.” ”ALİ İMRAN 105″

“Ve işte bu, bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir. Ben de sizin Rabbinizim. O halde Bana takvâlı davranın.”

“Sonra insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip böbürlenmektedir.”

“Sen şimdi onları bir zamana kadar sapkınlıkları ile baş başa bırak!” ”MUMİNUN 52-53-54″

Bu ayetler yeterli mi mezheplerin Kurani olmadığını anlamak için… Temiz akıl sahiplerine yeterlidir tabii ama gönüller iyice kansın diye bir örnekle sabitleyelim, bütün putları yıkalım zihnimizdeki ve gönlümüzdeki:

Mezheplerin dininde midye, istakoz, istiridye, at eti, yırtıcıların eti, kirpi vs bilimum hayvanların eti (burada sayamayacağım kadar çok) haramlaştırılmıştır..kimi hanefi mezhebine göre kimi şafi kimi diğerlerine göre..Üstelik bunlar Peygamberimize iftira edilerek bir de “sahih hadis” adı altında kaynaklandırılmıştır..Peki Kuran ne diyor “temiz akıl sahiplerine”..

“De ki: “Bana vahyolunanda, onları yiyen için, leş veya akıtılmış kan yahut domuzun eti –ki şüphesiz o [domuzun eti] ricstir [kirlidir, rahatsızlık vericidir]– yahut Allah’tan başkası adına kesilmiş bir fisk olan hariç, haram edilmiş bir şey bulamıyorum. Artık kim çaresiz kalırsa, tecavüz etmemek ve zaruret sınırını aşmamak üzere (bunlardan yiyebilir).” İşte şüphesiz senin Rabbin çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” ”ENAM 145″

“O [Allah], size ancak leşi, kanı, domuzun etini ve Allah’tan başkası adına kesilenleri haram kıldı. Artık her kim saldırmadan ve aşırı gitmeden

zorlanırsa, bilsin ki, şüphesiz Allah, Gafûr’dur, Rahîm’dir.” ”NAHL 115″

“O, size, sadece, ölü hayvanı, kanı, domuzun etini ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanları harâm kıldı. Sonra kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret ölçüsünü geçmemek üzere ona bir günah yoktur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. “ ”BAKARA 173″

Allah açıkça bu üç ayette çelişkisiz ve istikrarlı bir şekilde hep şu 4 şeyi haram kılmıştır mümin bir insana..”Leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesilmiş olan”..Bunları yasaklarken zaruret halinde bunlardan yenilebilmesini ve hatta zaruret halinde bile bunları yerken başkasının hakkını gasp etmeme sınırını koyacak kadar ayrıntılı indirmişken Kuran’ı (bir an düşünelim böyle bir olayın olma olasılığı nedir? sadece bu 4 yasak şey var ve başka hiç nimet yok..% 1 bile değildir sanırım insanın böyle bir duruma düşmesi) bakın bizim geleneksel islamcılara ve mezhepçilere de ne diyor..

“Bilgisizlik yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah’ın kendilerine verdiği rızkı, Allah’a iftira ederek haram kılanlar kesinlikle zarara uğradılar. Onlar, kesinlikle sapmışlardır ve onlar hidayete ermişler değillerdir.” ”ENAM 140″

“De ki: “Gördünüz mü [Ne dersiniz] ? Allah sizin için nice rızklar indirdi de siz onlardan bir kısmını haram ve helâl yaptınız.” De ki: “Allah mı izin verdi size yoksa siz Allah’a iftira mı ediyorsunuz [Allah adına yalan mı uyduruyorsunuz] ?” ”YUNUS 59″

“Ey iman eden kimseler! Allah’ın size helâl kıldığı tayyibatı [temiz-nefis şeyleri] haram saymayın. Ve aşırı gitmeyin. Şüphesiz Allah, aşırı gidenleri sevmez.” ”MAİDE 87″

“De ki:”Allah’ın kulları için çıkardığı ziynetleri ve tertemiz rızkları kim haram etmiş?” ”ARAF 32″

“Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz”

“Hala düşünmüyor musunuz?”

“Yoksa sizin için açık bir güç mü/kanıt mı var?”

“O halde, eğer doğru kimseler iseniz getirin kitabınızı.” ”SAFFAT 154-155-156-157″

“Neyiniz var, nasıl hükmediyorsunuz”

“Yoksa içinde ders aldığınız şeyler olan size ait bir kitap mı var:

“Siz bu âlemde neyi seçerseniz/beğenirseniz o mutlaka sizin olacak.”

“Yoksa size karşı kıyâmet gününe kadar sürecek üzerimizde yeminler/taahhütler mi var: “Siz her ne hüküm verirseniz mutlaka öyle olacak” diye. ”KALEM 36-37-38-39″

Bunun adı mezhepler için “TOTAL ÇÖKÜŞ!

Açıkça görüyoruz ki “mezhepler dini” Allah’ın ayetleri ile çelişiyor.. O halde Kuran ile mezheplerin orta yolu olmaz!! Peki tüm bunlara rağmen insan neden bu ayetlerde açıkça yazan şeyleri içine sindiremiyor?

“Şüphesiz sen o zikre [Kur’ân'a] uyan ve gaybda Rahmân’a haşyet duyan kimseyi uyarırsın. Sen hemen onu bir bağışlanma ve çok şerefli bir ödül ile müjdele.” ”YASİN 11″

Demek ki rahmandan yeterince korkmuyoruz, saygı/haşyet duymuyoruz ki Kuran bize tesir etmiyor..

Peki madem öyle alimlerimiz/hocalarımız icma ile kıyas ile hadis ile sünnet ile ictihat ile hüküm verip Allah’ın indirdiği ile hükmetmediklerinde hangi hitaba maruz kalıyorlar..?

“İnsanlara saygı duyup ürpermeyin Bana saygı duyup ürperin. Benim âyetlerimi de az bir paraya satmayın. Ve kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.”

“Ve kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.”

“Kim, Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, artık işte onlar fâsıkların ta kendileridir.”

“Öyleyse onların aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet.” ”MAİDE 44-45-46-47″

Ayrıca Allah’ın ayetlerinin dışında hüküm koyan zihniyetin bu bilimum haramları bulduğu kaynak için bakınız “Tevrat” “yas” 2-21. ayetler ve “lev” 1-31. ayetler.. herşey apaçık ortada..

Peki tüm bunlarla birlikte Peygamberimizi nereye koyacağız..bu çok önemli ve hassas bir konu..Tevhid inancına zarar vermeden Peygamberimizi tam hakettiği yere koymalıyız..

Önce Peygamberlik, elçilik, hadis ve sünnet nedir oraya girelim sonra mutlaka emevilere değinerek konuyu bağlayalım..Çünkü düğümü emeviler attı..ama Kuran çözecek Allah’ın izni ile..

Kuran’da Peygamberimiz “Muhammed” “resul (elçi)” ve “nebi (Peygamber)” olarak anılır..” “Muhammed bin Abdullah” 610 yılında Peygamberlik görevini alınca Resulullah oldu..Peygamberimiz 24 saat nebi’dir ama 24 saat resul değildir..bunu şöyle örnekleyeyim..bir öğretmen “24 saat öğretmendir/mesleği öğretmenliktir” ama 24 saat öğretmenlik yapmaz..işte Peygamberimiz 24 saat nebidir (Peygamberdir) ama elçilik görevi Kuran’ı anlattığı vahiy aldığı ve Resullük yaptığı zamanlardır..onun dışındada beşer olan Muhammed’tir..

bunu şöyle örnekleyeyim..namaz kıldırırken, sahabeyi eğitirken, vahyi uygularken resuldür..ve işte bunlar sünnettir..peki sünnet nedir..Onun resul olarak her yaptığı KURANİ’dir.. “PEYGAMBERİMİZ YAŞAYAN KURAN’DI” ve Resul olarak her yaptığı sünnettir..Ama bir beşer olan Muhammed olarak yaptıkları sünnet değildir..örneğin Peygamberimiz deveye binerdi..bizde deveye binersek çok sevap olur mu? Haydi o zaman arabaya, trene, uçağa değil deveye binip sünneti yerine getirelim..? Peygamberimizin deveye binmesi vahiy gereği ya da elçiliği gereği değildir..o zamanın yaşam biçimi gereği ulaştırma aracı olarak binmiştir..Mesela Peygamberimiz sarık takardı, Arabistan’a gidipte sarık takmayacak akıl sahibi insan yoktur sıcak adamı çarpar/başına güneş geçer mecburen takarsın..Arap yarımadasında yaşasak kot pantolon yerine o sıcakta bizi yakmayacak/sıkmayacak rahat kıyafetler giyerdik Peygamberimiz gibi..O zaman Müslüman bir eskimo Peygamberimiz gibi rahat şeyler giyinerek sevap kazanma uğruna donmayı göze mi almalı..? Peki acaba Peygamberimiz patatesi nasıl severmiş bilir misiniz? haşlanmış? kızartma? Peygamberimiz hiç patates yememiştir! Fatih Sultan Mehmet’te öyle, Mevlana’da..O zaman henüz Güney Amerika kıtası keşfedilmediği için patates asyada ve avrupada yoktu!! Mesela Peygamberimiz kabak yemeğini çok severmiş..peki şimdi aynı sofrada kabak ve patates var kabak yersem sünnet ve daha sevap patates yersem değil mi? sakal bırakmazsam günahkar mı olurum..Peygamberimizin sakal bırakması vahiy gereği/elçilik gereği midir yoksa bir tercih midir? Peygamberimiz Arap toplumunda ve coğrafyasında yaşıyordu ve beşer olması gereği oraya özgü şeyler giyip o zamana özgü şeyleri yapıyordu..Bunların tamamı vahiy gereği değildir, bir kısmı beşeridir..Vahiy olanlar zaten Kuranda yazıyor geriye kalanlara kişi kendi tercihi ile karar verir..ister sakal bırakır ister bırakmaz..ister kot giyer ister şalvar..ister sarık takar ister takmaz..Bunlar yöresel geleneksel ya da coğrafi olabilir.Ekvator çizgisi üzerinde yaşayan bir müslümanla eskimo bir müslümanın giyiminde elbette farklılıklar olacaktır ve bu tercih meselesidir..Vahiy ya da sünnet meselesi değildir..İşte tüm bu saydıklarımız Peygamberimizin “Muhammed bin Abdullah” olarak yaptıklarıdır..şimdi Allah Peygamberimize hitap ederken ne diyor bakalım..

Muhammed adı ile hitap ettiği 4 ayet vardır..

“Ve Muhammed, ancak bir elçidir. Kesinlikle o’ndan önce elçiler gelip geçmiştir. Şimdi eğer o ölür veya öldürülürse gerisin geriye mi döneceksiniz? Kim ki de geri dönerse, bilsin ki Allah’a hiç bir şekilde zarar veremez. Ve Allah, şükredenleri karşılıklandıracaktır.” ”ALİ İMRAN 144″

“Muhammed, sizin er kişilerinizden hiç birinin babası değildir. Ancak o, Allah’ın Elçisi ve Peygamberlerin sonuncusudur. Ve Allah, her şeyi en iyi bilendir.” ”AHZAB 40″

“Muhammed, Allah’ın Elçisi’dir.” ”FETH 29″

“Ve iman eden, sâlihâtı işleyen ve Rabb’leri tarafından bir gerçek olarak Muhammed’e indirilene inanan kimseler; O [Allah], onların kötülüklerini örttü ve durumlarını düzeltti.” ”MUHAMMED 2″

Buradaki ayetlere bakarsak çok net bir şekilde “beşer olan Peygamberimiz muhammed”in 3 yerde elçiliğine ve birinde de ona indirilene uyulması yani Kuran”a vurgu yapılmaktadır..

Şimdi elçi olarak geçen ayetlere bakalım..

“Ve kim Allah’a ve Elçisi’ne itaat eder, Allah’a haşyet duyar ve O’na takvâlı davranırsa, işte onlar başarıya ulaşanların ta kendileridir.” ”NUR 52″

“Merhamet olunmanız için Allah’a ve Elçi’ye itaat edin.” ”ALİ İMRAN 132″

“Kim Elçi’ye itaat ederse, artık o, Allah’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse; artık Biz seni onlara koruyucu [bekçi] olarak göndermedik.” ”NİSA 80″

Çok ayet var ama bunlar yeterli sanırım..dikkat ederseniz burada elçiliğe vurgu var..Allah’a ve muhammed’e değil Allah’a ve elçi’ye uyun..elçi mesajı getirendir..o zaman elçiye uymak nedir ona bakalım..elçi neye uydu??

“De ki: “Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum.” Uyarıldıkları zaman sağırlar çağrıya kulak vermezler.” ”ENBİYA 45″

“De ki: “Ben Elçilerden ilk ortaya çıkan biri değilim. Ve ben, bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum. Ben sadece bana vahyedilene tâbi oluyorum. Ve ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.” ”AHKAF 9″

“De ki: “Ben size ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Gaybı da bilmem ben. Size ‘ben bir meleğim’ de demiyorum. Ben yalnızca bana vahyedilene uyuyorum.” De ki: “Kör ile gören eşit olur mu? Hâlâ düşünmüyor musunuz?” ”ENAM 50″

“Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum. Rabbime isyan edersem, kesinlikle büyük bir günün azabından korkarım.” ”YUNUS 15″

“Sen yine aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet, onların hevâlarına uyma.” ”MAİDE 49″

Demek ki Peygamberimiz yalnızca vahye uyuyormuş..o zaman bizim elçiye uymamız demek onun elçi olmasından dolayı/getirdiğinden dolayı ona uymamız demektir..yani vahye uymamız demektir..Peygamberimizin bir beşer olarak yaptıkları dinin hükmü değildir..ama resul olarak yaptığı her şey Kuranın örneklenmesidir..sünnettir.. Tekrar vurgulamak isterim ki “o” yaşayan Kuran’dı..

Hadislere gelirsek.. Buhari 6.000 civarındaki hadisini 600.000 hadisten müslim 300.000 hadisten seçmiştir.. Bu da Buhari’nin hadislerin % 99 unu sahih bulmadığını gösterir..peki Buhari’nin sahih olarak geçen 6.000 hadisindeki hadis-Kuran, hadis-hadis, hadis-mantık çelişkileri ne olacak? Buhari Peygamberimizden 200 yıl sonra hadisleri toplamıştır.. Peygamberimiz kendi döneminde hadis yazanlara o hadisleri yaktırmış Kuran’dan başka kayıt ve kaynak olmaması için hadis yazılmasını yasaklamıştır! nitekim 1. halife ebubekir de hadis yazılmasını yasaklamıştır.. 2. halife ömer kendi döneminde 500 hadisi kıyaslamış toplamayı düşünmüş ama içinde birbiri ile çelişkili hadisler bularak kayıt altına alma fikrinden vazgeçmiştir..kendi döneminde çok hadis rivayet eden ebu hureyreye hadis nakletmesini yasaklamış ve sürmekle tehdit etmiştir..bu 2 halife döneminde 500 olan hadis sayısı nasıl oldu da emevi döneminde yüzbinlere ulaştı..peki buharide hz. aliden 50 hadis varken ebu hureyreden nasıl oluyor da binlerce hadis var? ebu hureyre daha mı alimdi..nitekim kendisi Peygamberimizi 3 yıl görmüştür..emevileri anlamadan bunları anlayamayız..emeviler saltanatlarını din aracılığı ile sürdürmek için bu dini tahrif ettiler kendileri dine uyamayınca dini kendilerine uydurdular daha öncede ayetlerle tespit ettiğimiz gibi Kuranın korunmasını Allah kendi üzerine aldığı için (hicr 9) bu dini bozmanın tek yolu olarak hadisleri dinin kaynağı haline getirip hadis üretmek kaldı.. 2. 3. ve 4. halifeler ömer osman ve ali Peygamberin torunları hasan hüseyin ve 12 nesil ehlibeyt neden katledildi..kerbela neden yaşandı..5. halife muaviye kimdir? (Peygamberimizin baş düşmanı ebu süfyanın ve Peygamberimizin amcası hamza’yı öldürtüp ciğerini çiğ çiğ yiyen hinde’nin oğlu, Peygamberimizin amcaoğlu 4. halife ali’nin katilinin azmettiricisi, ehli beytin baş düşmanı) 6. halife olan muaviyenin oğlu yezid neden kabeyi yıkmaya geldi? neden medineye saldırıp sahabeyi öldürttü..bunları anlamadan islama yapılan zararı anlamak hadislerin uydurulma gerekçelerini anlamak mümkün değil..emeviler başlı başına bir araştırma konusu ne yazsam yetmez ama herşeyin ilmine sahip Allah bunu da bize haber verdi ve Allah ile aldatılmamamız konusunda bizi uyardı!

“Ey insanlar! Hiç şüphesiz, Allah’ın vaadi gerçektir. Onun için bu basit yaşam sizi aldatmasın. Ve sakın o aldatıcı, sizi, Allah ile aldatmasın.” ”FATIR 5″

“Ey insanlar! Rabbinize takvâlı davranın. Ve babanın çocuğuna hiçbir fayda vermediği, çocuğun da babasına hiçbir şeyle fayda sağlamadığı günden ürperin. Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. O halde basit yaşam sizi aldatmasın. Ve sakın o çok aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın.” ”LOKMAN 33″

“Nihâyet Allah’ın emri gelip çattı. O çok aldatan da sizi, Allah ile aldattı. Bu gün artık sizden fidye alınmaz, kâfirlerden de. Sizin varacağınız yer ateştir. O, size yaraşandır. O, ne kötü bir dönüş yeridir!” ”HADİD 14″

Ya da kolayı var inkar edelim fitne çıkmadı diyelim kurtulalım..bunlar yüzleşemiz gereken “irin akıtan taraflarımız”.. samimi bir şekilde şunu da itiraf edelim.. yüzyıllardır Kuranı okumadık ki Buharinin 6 000 hadisini okuyup Kuranla ve mantıkla kıyaslayalım.. bakın Allah ne diyor..

“İnsanlardan kimi de vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve onu eğlence edinmek için laf eğlencesi satın alır. İşte onlar, kendileri için aşağılayıcı bir azap olanlardır.” ”LOKMAN 6″

Burada ki “laf” kelimesinin Kuran’ın orjinalindeki hali Hadis’tir.. Hadis Arapça söz demektir..

Kuran okuyabilsek bu düğümler tek hareketle çözülecek ama okumuyoruz! biz daha ilk emri atladık/unuttuk/görmezden geldik diğerleri şöyle dursun..

“İkra!” “Oku!” “ALAK 1-3″

İslamiyet özel isim değildir..kelimenin sözlük anlamı teslimiyet/barış demektir..bu teslimiyet Allah’a teslimiyettir..ve Allah’a teslimiyet ayetlerine teslimiyettir!

Genellikle şöyle bir tenkit oluşur bu fikirleri ilk duyanda..”Bunca yıldır alimler/müctehidler anlayamamışda siz mi anladınız? Herkes yanılıyor da bir siz mi doğrusunu buldunuz?”

Bu bağnazlığın/atalar dinine bağlılığın bir göstergesidir..

“Ve eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Çünkü onlar sadece “zann”a uyuyorlar ve sadece saçmalıyorlar.” ”ENAM 116″

“İşte onlar, [öne geçenler] Naim cennetlerindedirler.”

“Bir topluluk [çoğu] evvelkilerdendir, çok azı da sonrakilerdendir.” ”VAKIA 12-13-14″

Enam 116 da ve Vakıa 12-14 de gördüğümüz üzere cennete gidenlerin çok azı sonrakilerden.Ayrıca eğer yeryüzündeki çoğunluğa uyarsak bizi Allah yolundan saptıracakları da vurgulanmış..Görüldüğü üzere çoğunluk olmak dayanak noktası ve savunma kaynağı değildir..Bu ayetler gereğince bu gün azınlık olmak çoğunluk olmaktan evladır..

En başından beri her söylediğimize ayetlerden kanıt getiriyoruz..Tenkit edenlerin Kurani ve akli olarak sorgulamaları takdire şayandır fakat burada yazılanların kaynağının Kuran olduğunu unutulmadan ve gerek Kuran gerekse akıl devredışı bırakılmadan sağduyulu eleştiri getirilmelidir..

Bu fikirler bazılarına göre çok cesur bazılarına göre de din dışı/sapıklık/fasıklık ve hatta kafirlik olarak görünebilir..Dayanağımız Kuran olduktan sonra ve “Halis din” de Allah’ın olduğuna göre kimin hakkımızda ne dediğinin ehemmiyeti yoktur..Ben “atalar dinine” göre kafir olayım, “Halis din”in mümini olduktan sonra bir ehemmiyeti yok..Kafir küfreden demektir, küfretmekte inkar etmek demektir..Evet ben “atalar dinini” inkar ediyor ve Allah’ın dosdoğru din diye tarif ettiği gereğince, yüzümü hanif olarak Allah’ın fıtratına doğrultuyorum..

“O halde sen yüzünü, “HANİF OLARAK” [eski inançlarını terk eden biri olarak] dine, insanları üzerine ilk olarak yaratmış olduğu Allah’ın fıtratına doğrult. Allah’ın yaratışında değişiklik söz konusu değildir. Dosdoğru/ayakta tutan din, budur. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.” ”RUM 30″

Evet insanların çoğu bilmiyorlar.. Fakat Allah her şeyi Hakkıyla bilen Hakkıyla görendir..

“Ve Allah hakkı gerçekleştirir. Onların O’nun astlarından yalvardıkları kimseler hiçbir şeyi gerçekleştiremezler. Şüphesiz Allah, en iyi işitenin, en iyi görenin ta kendisidir.” ”MUMİN 20″

Bu ayetlerin “hanif olmak” ve dini yalnız “Allah”a has kılmak konusunda “Temiz Akıl Sahipleri” için yeterli olacağı kanısındayım..

“De ki:”Rabbim adaleti emretti. Her mescidde yüzünüzü O’na doğrultun ve DİNİ YALNIZ KENDİSİNE HAS KILARAK O’na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi O’na döneceksiniz.” ”ARAF 29″

Kamer suresi ile bitirelim..

“And olsun Biz Kur’ân’ı düşünme/öğüt için kolaylaştırdık/hazırladık. O hâlde var mı ibret alıp düşünen?” ”KAMER 17-22-32-40″

Allah sırat-ı müstakim’den/dosdoğru yol’dan ayırmasın..

Buraya kadar okuyan varsa selam ve dua ile..

Allah’a emanet olun..

…”el-Ismetü lillâhi vahdeh”…

…”Kusursuzluk sadece Allah’a mahsustur”…

Tahir Yıldız