Fransadan İntibalar

 

Selamın aleyküm Hocam,

Başta hocam cümle ve yazı hatalarımdan sizin affınıza sığınırım.

Hocam bizim Fransa Lyon bölgesi Villefranche şehrinde, küçük bir ortamda, tarih tefsir fıkıh ve Arapça dersleri isliyoruz, derse katılanların sayısı yüksek değil (7 ve 15 kişi zor geçiyoruz, birde eslerimiz de geliyor) katılım fazla yok, kardeşlerimize çok ağır geliyor, daha çok beyinlerini yormak istemiyorlar…

Bir de toplumumuzun en çok okudukları eserler basta Kur’an (sırf Arapça), tecvit, ilmihal, Resullullah’ın hayatı (ama küçük boy ve efsanelerle dolu, duygusal bir eser olacak), Yusuf Tavaslı serisi, rüya tabirleri, vs.

Unutmayalım ki Fransa’ya gelen Türklerin çoğu 70’lerde geldiler ve ikinci akımda 80’lerde. Çoğu köylü ve ilkokul ortaokul mezunudur!

Ve bir kaç sene önce Fransa’da, istatistiklere göre yabancıların içinde en az okuyanlar Türklerdir; ortalama lise seviyesi ve Fransızcayı en kötü konuşan yine biziz!

Gençlerimiz İslam dediğimiz zaman, klasik bilgilerle kendimizi avutuyoruz ve yeni adim atanlarda, Arapların selefi-vahabi kardeşlerimizden etkileniyorlar.

Yabancılar mahallelerde binaların ortasında buyuyoruz ve İslam’a girdiğimiz zaman hemen 501 Lewis Jean terk ederek onlara yöneliyoruz “giydikleri kamize, uzun bir entari, sakala, misvaka.” ama (Yahudileri destekleyen) Nike Air’i (ayağımızdan) çıkartamıyoruz, daha çok kaportaya önem veriyoruz ama çok sürmüyor! Çağımıza bir çözüm üretemiyoruz, Hadise bakış açılarında bir sıkıntı var…

Okumuyoruz, kulaktan duyma İslam’la yetişiyoruz.

Bir de Ali Şeriati’nin dediği gibi “zindanlarımızdan kurtulamıyoruz!”

Yeni nesillerimizde, geçmişteki babalarının Türkiye yatırım döneminde gördükleri eksiklerden (bolluk içindeyken, yoksulluk/darlık yasandı yaşanıyor!), gençlerde tam tersini yapıyor, bir de kapitalist modern çarkından zor çıkıyoruz ve bu dünyada “Tekasur mantığıyla” yasıyoruz!

Çocuklarımızı da Muhammed Esed gibi “Batı bize sormayı, sorgulamayı vs. öğretti!” değil de Hasan Basri’nin sözü gibi: “çocuklarımızı kuzu gibi yetiştiriyoruz ve büyüdükleri zaman koyun gibi güdülüyorlar!”

Tarık Ramadan’ın dediği gibi “Batıda İslam’ı yaşamak!” ama biz ikisinin arasındayız: ya Türkiye mantığıyla Fransa’da yasamaya gayret ediyoruz veya tam Fransız kültürünü sahiplenelim diyoruz o da olmuyor!

İki Müslüman yan yana geldiğinde, dünyayı yıkıp yeniden üretiyoruz veya ihtilaflı konularla zamanımızı geçiriyoruz (Gayb, zikir, deccal, Mesih, Ayın yarılması, arşa istiva, mezhep tartışmaları, veya mezhepsizlik, kabir azabı…) ve birbirimizi kırarak ayrılıyoruz! Allah’ın kelamını ve Rasullallah’ın evrensel sünnetini işimize, okulumuza, evimize, otobüse, vs. taşıyamıyoruz! Başta Kuranı bir sevap aracından daha anlasak, sunneti de güzel bir şekilde kavrayabilsek!

Camilerimizde çözüm üretemiyoruz, verilen dersler sohbetler yetişmiyor, dünyanın ve camilerin/derneklerin arasında kopukluk var!

Hocalarımızı camiye kapatıyoruz, halkın içine karışmıyorlar/ daha doğrusu karışamıyorlar, Çocuğun okuldan çıktığı zaman, isçinin, çarsının içinde vs. yoklar!

Suç bizde, hocaları dar bir odaya kapatıyoruz, esir gibi, sosyal haklarından mahrumlar…

Durumları yeni değişmeye başlıyor, Fransa çapında milyarları harcayarak duvarlarımızı genişletiyoruz (Arap olsun Türk olsun) ama beynimizi?

Allah’a şükür küçük odalardan evlerden, çok büyük projeler başlatıldı bitende oldu. Camilerin yanında eğitim sınıfları, malzemeli yapılıyor, gelişiyor yavaş yavaş.

Sizin gibi çağımızda yasayanlardan yazdıkları eserlerden faydalanmıyoruz, geçmişteki dönemlere kapanıyoruz, fıkıh meselelerini din gibi görüyoruz, kuran sevap kazanmak için bir araç oluyor, vs…

Affınıza sığınırım hocam, bu eleştiriler benim için de geçerlidir! Elimizdeki malzeme budur…

Tekrar konumuza dönersek!

Biz tefsiri Nüzul sırasına göre başladık ve su an Neml suresini işliyoruz.

Tefsir olarak basta sizin hazırladığınız Tebyinul Kuran’dan, İslamoğlu’nun, Zeki Duman’ın, Süleyman Ateş’in, Muhammed Esed’in, Recep ihsan Eliaçık, Mehmet okuyan, vs… kullanıyorum

Başka arkadaşlar da diğerinden (kuran yolu, tefsirul hadis, tehfimulkuran, saffetut tefasir, vs) faydalanıp toplu bir şekilde paylaşıyoruz…

Bu yaz sizin Mealinizi aldım ama tefsirinizi bulamadım, hangi yayın evini veya yeri tavsiye ediyorsunuz?

Elimde bir kaç kavram kitapları var ama çoğu yazdıkları çağın veya gurubundan etkilenmişler. kavramlar kuran dışı bir yorumlar yapılmış.

Varsa nüzul sırasına göre bir kavram kitabi var mı, kavram kitabi olarak ne önerirsiniz?

Hocam kendimi tanıtmadım!

Ben Hamdi, Yozgatlıyım, 76 doğumluyum, Fransa’da doğma büyüme, elektrik mühendisi.

Tekrar Allah yaptıklarınızdan razı olsun, Allah’ın kelamını doğru anlamak için sizin gibileri eksik etmesin.

Allah rahmeti selamı üzerinize olsun

Selametle

KOCER Hamdi

Abicigim,

Fakültelerin önünde pazarlarda İncil’i ücretsiz dağıtılıyor, yahova şahitleri her dilden kitap hediye yapıyorlar, mesela tanıdığım bir Fransız hafta içi bizim gibi çalışıyor hafta sonu Türkçeyi öğrenip Türk esnafları evleri ziyaret ediyorlar.

Benim en sevmediğim, Allah’ın kelamından getiri elde etmek (mesela gül kokulu kuran vs…) bana kalsa Allah’ın kelamını anlatırdım…

Ben de buna karşı bir kaç senedir araştırdığım metinsiz açık ve sade bir meal olarak Saffet Bakırcı’nın açıklamalı mealini buldum (Mustafa Özturk’ün meali de vardı ama açıklamalı metinliydi, Suat yıldırım’ın, İslamoğlu’nun, vs.).

En çok tanınan ve Kuranların bas sayfalarına yazılan Vakıa suresindeki 79 ayeti için metinsiz isterdim ki, abdest bir engel olmasın ve her an okuyabilsinler…

Ve ailemden başlayarak tanıdığım tüccarlardan yaklaşık 5000€ topladım ve 1200tane sipariş ettim, Ramazan’a yetiştiremedim (senede en çok okuduğumuz donem) ve bu Kurban bayramından önce dağıtıldı…

Üzülerek soyluyorum ama maalesef biz bu Kuranları Fransızlara dağıtılsaydık en uygunu olurdu ama basta bizleri Müslümanları daha bilinçli şuurlu sorumlu olmaları için bunu yaptım/yaptık…

Üç, dört senedir sizin tefsirinizi takip ediyorum, sizin necim necim mealinizi bilmiyordum.

Hocam insanlar nüzul sırasını bilmiyorlar ki necim necmi bilsinler, bende Mehmet Yaşar Soyalan gibi “… Bunları ve nüzul ortamını bilmemiz lazım. İki metot öneriyorum. Ya nüzul sırasına göre meal okunmalı ya da tam tersine Nas Suresi’nden başlanarak okunmalı. … Nas, Felak, İhlâs diye. Son kısımdaki sureler Mekkî sureler, bu surelerdeki amaçta toplum inşa etmekten çok birey inşa etmeye yönelik. Eğer siz kişilik sahibi bireyler olmadan, toplum olmaya kalkarsanız, o toplumun çok çabuk çöktüğünü görürsünüz. …” tavsiye ediyorum.

Ama ezberleri bozan mesela Hayri Kırbaşoğlu’nun Ahir Zaman İlmihali gibi basta hocalardan sonra insanlardan tepki geliyor.

Hayri hocanın tavsiye ettiği gibi: “… Ülkemizde yaygın ve egemen olan geleneksel uygulamalar göz önüne alınmakla birlikte, eser herhangi bir mezhep veya meşrep esas alınarak kaleme alınmamıştır. Çeşitli görüş farklılıkları, ilgili sayfalarda küçük notlar hâlinde verilmiştir. Bu ilmihal, klasik İlmihal geleneğinde bir kırılma noktası olma ve İslam’ı bütün insanlık için kurtuluş ümidi olarak takdim edebilme idealinin ürünüdür…”

Sizin mealinizde benzer bir ifade ediyorsunuz “… Tüm Kuran erlerini, insanlığı Kuran ile tanıştırmaya çağırıyorum! Bu, bir iman ve vicdan borcudur. İnanıyorum ki , Kuran yalın olarak insanlığa sunulursa, akleden tüm insanlar, akın akın, grup grup Allah’ın dinine girecek ve İslam dini, gerçekte olduğu gibi imrenilen bir din olarak tekrar kendini gösterecektir…”

Ağabeyciğim memnuniyetle sizin mealinizi çevremde bir kaç araştıran okuyan kardeşlerime hediye ederim. Hz Ali’nin “Âlim kimdir?” cevabına verdiği sözü takip etmeye gayret ediyoruz ki o da “Âlim, Allah’ın Kitabı’nın önüne başka hiçbir kitabı geçirmeyendir!”

Su an oturduğum bölgede faaliyetlerde bulunmak için caminin kontrolden geçip izin alması gerektiği için yönetimdeki arkadaşlar tüccarlardan, ev ziyaretleriyle para topluyorlar… ben de başka bir çare bulurum inşallah ve siz yinede gönderin ben gümrük masraflarını size gönderirim inşallah. Türkiye’de tanıdıklarım da var. Birde tanımadığım yayın evine 5000€ gönderdim. Size gelince hayhay hiç düşünmeden tereddüt etmeden gönderirim.

Abicigim, yazımı sitelerinizle paylaşabilirsiniz ama benim yaptığım yazı hatalarını düzeltseniz iyi olur, belki anlaşılmaz, mesela şğıü gibi harfleri

Bunlar bizim klavyelerimizde eksik olduğu için hatalı yazıyorum. Türkçem de kaliteli değil. Yoksa ben yaparım.

Abicigim tekrar Allah yaptıklarınızdan razı olsun.

Hayırlı aksamlar.

KOCER Hamdi