TEĞÂBÜN SÛRESİ

 

Ey insanlar!
Göklerde ve yeryüzünde olan şeyler Allah’ı her türlü noksanlıktan arındırır. Mülk yalnızca O’nundur, tüm övgüler de sadece O’nadır. Ve O, her şeye en iyi güç yetirendir.
O, sizi yaratandır. Artık, kiminiz Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini örten biridir, kiminiz mü’mindir. Ve Allah, yaptıklarınızı en iyi görendir.
Allah gökleri ve yeri hak ile yarattı ve sizi biçimlendirdi. –Biçimlerinizi de ne güzel yaptı!– Ve dönüş yalnızca O’nadır.
O, göklerde ve yeryüzündeki şeyleri bilir, gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri de bilir. Allah, göğüslerin özünü de en iyi bilendir.
(108/64, Teğâbün/1-4) 
-655-
Ey insanlar!

Önceden Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini örten kimselerin haberi size gelmedi mi? İşte onlar, işlerinin vebalini tattılar. Onlar için acı bir azap da vardır.
Bu cezalandırma, kendilerine elçileri açık deliller ile geldiğinde: “Bir beşer mi bize yol gösterecek?” deyip de Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini örtmeye çalışmaları ve sırt çevirmeleri nedeniyledir. Allah muhtaç olmadığını gösterdi. Allah zengindir, övülmeye en iyi lâyık olandır.
(108/64, Teğâbün/5-6) 
-656-

Ey Kur’an ile uyarı görevinde bulunanlar!

Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini örten şu kimseler, kesinlikle diriltilmeyeceklerine yanlışça inandılar. Deyin ki: “Aksine, Rabbime kasem olsun ki kesinlikle diriltileceksiniz, sonra kesinlikle yapmış olduğunuz şeyler size haber verilecektir. Ve bu, Allah’a göre çok kolaydır.”
Öyleyse, Allah’a, Elçisi’ne ve Bizim indirdiğimiz ışığa/Kur’ân’a inanın. Ve Allah yaptıklarınıza haberdardır.
Toplanma günü için sizi toplayacağı gün; –işte o gün, karşılıklı aldatma/aldanma günü; kimin kimi aldattığının ortaya çıktığı gündür– kim Allah’a inanır ve sâlihi işlerse Allah, onun kötülüklerini örter ve onu, içinde sonsuza dek kalıcılar olarak altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte bu, büyük kurtuluştur.
İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayan kimseler; işte onlar, içinde sürekli kalanlar olarak Ateş’in ashâbıdırlar. O, ne kötü dönüş yeridir!
İsabet eden her musibet, sadece Allah’ın bilgisi çerçevesinde isabet eder. Kim Allah’a inanırsa, Allah, onun kalbini kılavuzlar. Ve Allah her şeyi en iyi bilendir.
Ve Allah’a itaat edin, Elçi’ye de itaat edin. Artık yüz çevirirseniz bilin ki Elçimize düşen apaçık bir tebliğdir.
Allah, Kendisinden başka ilâh diye bir şey olmayandır. Artık mü’minler, sadece Allah’a işin sonucunu havale etsinler.
(108/64, Teğâbün/7-13) 
-657-
Ey iman etmiş kimseler! 
Şüphesiz eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. O nedenle, onlardan sakının. Ve eğer affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, hoş görür ve bağışlarsanız, bilin ki şüphesiz Allah, çok bağışlayan çok merhamet edendir.
Kesinlikle mallarınız ve çocuklarınız, sizi ateşe atabilecek imtihan aracıdır. Allah ise, büyük ödül Kendi katında olandır.
O nedenle gücünüz yettiğince Allah’ın koruması altına girin, dinleyin ve itaat edin. Ve mallarınızdan, kendinizin iyiliğine olarak bağışlayın. Kim de benliğinin açgözlülüğünden korunursa işte onlar, başarıya ulaşanların ta kendileridir.
Eğer Allah’a güzel bir ödünç verirseniz, O, onu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar. Ve Allah, en iyi karşılık ödeyen, çok yumuşak davranan, görüleni ve görülmeyeni bilendir, en üstün, en güçlü, en şerefli, mağlûp edilmesi mümkün olmayan/mutlak galip olandır, en iyi yasa koyan, bozulmayı iyi engelleyen/sağlam yapandır. 
(108/64, Teğâbün/14-18)