MÜNÂFIKÛN SÛRESİ

 

Ey elçi/ Kur’an ile uyarı görevinde bulunanlar!

Münâfıklar size geldikleri zaman: “Biz gerçekten tanıklık ederiz ki, şüphesiz sMuhammed Allah’ın elçisi siz de gerçekleri iletiyorsunuz” dediler. Allah da bilir ki şüphesiz sen O’nun elçisisin. Ve Allah tanıklık eder ki şüphesiz münâfıklar kesinlikle yalancılardır.
Onlar, yeminlerini bir kalkan edinip Allah’ın yolundan alıkoydular. Şüphesiz onlar, yaptıkları şeyler kötü olan kimselerdir.
Bu, onların iman etmeleri, sonra iman etmemeleri nedeniyledir. Böylece kalplerinin üzerine damga vurulmuştur, artık onlar iyice kavrayamazlar.
Onları gördüğünüz zaman da cüsseli yapıları –sanki onlar, dayandırılmış/yarı giydirilmiş ahşap kütükler gibidirler– beğenini kazanmaktadır. Söyledikleri zaman da kulak verirsiniz. Her feryadı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp sakının. –Allah onları kahretti; nasıl da çevriliyorlar!–
Ve onlara: “Gelin Allah’ın Elçisi sizin için bağışlanma dilesin” denildiği zaman, başlarını yana çevirdiler. Siz, onların büyüklük taslayanlar olarak yüz çevirmekte olduklarını da görürsünüz. Sizin onlar için bağışlanma dilemeniz ile dilememeniz, onlar için birdir. Allah, onlara kesin olarak mağfiret etmeyecektir; onları bağışlamayacaktır. Şüphesiz Allah, hak yolundan çıkmış bir topluma kılavuzluk etmez.
Onlar: “Allah’ın Elçisi yanında bulunanlara hiçbir harcamada, mâlî destekte bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler” derler. Oysa göklerin ve yeryüzünün hazineleri Allah’ındır. Ancak münâfıklar iyice kavramıyorlar.
Diyorlar ki: “Andolsun, Medîne’ye bir dönecek olursak, gücü ve onuru çok olan, düşkün ve zayıf olanı elbette oradan sürüp çıkaracaktır.” Oysa güç, onur ve üstünlük Allah’ın, O’nun Elçisi’nin ve mü’minlerindir. Ancak münâfıklar bilmiyorlar.
(104/63, Münâfıkûn/1-8) 
-640-
Ey iman etmiş kimseler! 
Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Böyle bir şeyi kim yaparsa, artık işte onlar, zarara, kayba uğrayıp acı çekenlerin ta kendileridir.
Ve sizden birinize ölüm gelip de, ‘Rabbim! Beni yakın bir süre sonuna kadar geciktirsen, ben de böylece sadaka versem ve sâlihlerden olsam’ demezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden harcamada bulunun.
Allah, kendi süresinin sonu gelmiş bulunan hiçbir kimseyi asla ertelemez de. Ve Allah, yaptıklarınıza haberdardır.
(104/63, Münâfıkûn/9-11)