MÜMTEHİNE SÛRESİ

 

Ey iman etmiş kimseler!
Eğer Benim yolumda cihat etmek ve Benim rızamı kazanmak için çıktınızsa, size haktan gelen şeyleri örttükleri/inanmadıkları hâlde, onlara sevgi ulaştırarak/onlara sevgiyi gizleyerek Bana düşman olanları ve kendinizin düşmanını yardımcı, yol gösterici, koruyucu yakınlar edinmeyin/onları yönetici yapmayın.
Onlar, Rabbiniz Allah’a inandığınızdan dolayı Elçi’yi ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Oysa Ben sizin gizlediğiniz şeyleri ve açığa vurduğunuz şeyleri en iyi bilenim. Ve sizden kim bunu yaparsa artık o, kesinlikle yolun ta ortasından sapmıştır.
Eğer onlar sizi ele geçirirlerse, sizin için düşman olacaklardır, ellerini ve dillerini kötülükle size uzatacaklardır. Ve onlar, “Keşke Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini örtseniz/inanmasanız” diye arzu etmektedirler.
Kıyâmet günü akrabalarınız ve çocuklarınız size asla yarar sağlamazlar. Allah aranızı ayırır. Ve Allah yaptıklarınızı en iyi görendir.
(91/60, Mümtehine/1-3)
-524-

Ey inananlar!
İbrâhîm’de ve o’nunla beraber bulunanlarda –İbrâhîm’in babası için, “Senin için kesinlikle bağışlanma dileyeceğim. Ve Allah’tan olan hiçbir şeye gücüm yetmez” demesi hariç– kesinlikle sizin için güzel bir örnek vardır. 
Hani İbrâhîm ve İbrâhîm ile beraber olanlar toplumlarına, “Biz sizden ve sizin Allah’ın astlarından taptıklarınızdan uzağız. Biz sizi örttük attık. Ve siz bir tek olarak Allah’a inanıncaya kadar sizinle bizim aramızda sonsuza dek bir düşmanlık ve buğz belirmiştir: Rabbimiz! Yalnız Sana dayandık, Sana yöneldik. Ve dönüş ancak Sanadır. Rabbimiz! Bizi Senin ilâhlığını ve rabliğini örten kimseler için bir ateşe atılma/imtihan aracı yapma! Bizi bağışla! Rabbimiz! Şüphesiz Sen en üstün, en güçlü, en şerefli, mağlûp edilmesi mümkün olmayan/mutlak galip olanın, en iyi yasa yapanın, en sağlam yapanın ta kendisisin!” demişlerdi.
Andolsun, onlarda sizin için; Allah’ı ve âhiret gününü uman kimseler için güzel bir örnek vardır. Kim yüz çevirirse bilsin ki şüphesiz Allah, zenginin, övgüye layık olanın ta kendisidir.
(91/60, Mümtehine/4-6)
-525-

Ey inananlar!
Belki Allah, sizlerle onlardan kendilerine karşı düşmanlık beslemekte olduğunuz kimseler arasında bir sevgi oluşturur. Allah, en iyi güç yetirendir. Ve Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara hakkaniyetle davranmaktan men etmez. Şüphesiz ki Allah, hakkaniyetle davrananları sever.
Allah, ancak sizi, sizinle din hakkında savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için yardımlaşan kimseleri velîleştirmenizi [koruyucu, gözetici, yönetici yapmanızı] yasaklar. Kim onları velîleştirirse, işte onlar, yanlış yapanların ta kendileridir.
(91/60, Mümtehine/7-9)
-526-
Ey iman etmiş kimseler!
Mü’min kadınlar göçmenler olarak size geldiği zaman, hemen onları sorgulayın. –Allah onların imanlarını daha iyi bilir.– Artık, eğer siz de onların inanmış kadınlar olduğunu öğrenirseniz, artık onları Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini örtenlere geri döndürmeyin. 
Göç eden mü’min kadınlar, onlara helal değildir. Onlar da bunlara helal olmazlar. İnanmamış eski kocalarına sarfettiklerini verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini örten kadınları nikâhınızda tutmayın, sarfettiğinizi/ödediğiniz mehiri geri isteyin. Onlar da sarfettiklerini/size harcadıklarını geri istesinler. İşte bu, Allah’ın hükmüdür. Ki aranızda O hükmeder, Allah çok bilendir, çok iyi yasa koyandır.
Eğer eşlerinizden biri, sizden, Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini örtenlere kaçar da siz de misillemede bulunursanız, eşleri gitmiş olanlara, harcadıkları kadar verin. Ve siz kendisine inandığınız Allah’ın koruması altına girin.
(91/60, Mümtehine/10-11)
-527-
Ey Peygamber (Ey Ülülemr)! İnanmış kadınlar size, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleri ile ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemeleri, herkesçe kabul gören/vahye uygun hususlarda sana isyan etmemeleri üzerine bağlılık yemini ederek gelirlerse, hemen onların bağlılık yeminlerini alın ve onlar için Allah’tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
(91/60, Mümtehine/12)
-528-
Ey iman etmiş kimseler!
Allah’ın gazap ettiği toplumu velîleştirmeyin [yönetici, gözetici yapmayın]. Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini örtenlerin mezarlık halkından ümit kestiği gibi, kesinlikle onlar, âhiretten ümit kesmişlerdir.
(91/60, Mümtehine/13)